agac
agac
agac
aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : agac için sonuçlar
agac için diğer sonuçlar
- ya$ken egilen biseymis haberiniz olsun
- agac yapimi icin cok tahta gidiyo..ee nereden geliyo bu tahtalar..yaaa
- bugün yolda bir ağaç gördüm... sapsarı yaprakları üzerinde. çok güzel bir ağaç. önümüzden giden kamyon yol daralınca ağacın altından geçti.ağacın alt dallarında ki bütün yapraklar üzerimize döküldü. gökten altın yağıyor deseler o an inanırdım...
- ekilen veya geç gelinen randevulardan sonra insanın dönüştüğü şey (bkz: akm ormanları)
- çoğu kültürde bilgeliği temsil eder
- ağac semolik olarak yorumlanmıştı genelde
gerek köklerinin yerin altına uzanması
gerkse dallarının göğe uzanması
bir tür köprü görevi yani
(bkz: sefirot)
- duyumu alır gönderir her yana. herkes birbirine hizmet eder ya bilmeden, ağaçlar yardımcı olanlardır aslında. dünyanın düzeni de onların düzeni gibi olabilse... bir de ağaçlar intihar edemeyen canlılardandır. (bkz: orman).
- (bkz: ormanı yaratan ağaç).
- bir gitarin kalitesini belirleyen en önemli etkenlerden biridir. budakli olanlari daha bir makbuldur heleki sapta. maun ise bambaska guzellige sahip bir agactir koyu rengi muhtesem cizgileri damarlari ile cogu aletin alinmasi icin yegane sebeplerden birdir
- necip fazıl kısakürek'in sahibi olduğu ve ilk sayısı 14 mart 1936'da yayımlanan haftalık düşün ve sanat dergisi
.
- bir de rahatı kaçmışları var bunların...
(bkz: rahatı kaçan ağaç)
- ödül almış bir kısa film.. öğrenci filmi.. kısa öğrenci filmi..
- gövdesi odun veya kereste olmaya uygun,uzun yıllar yasayabilen bitki. agacın kısımları dıstan içe dogru söyle sıralanır : dıs kabuk, iç kabuk, kambiyum, dısodun, içodun ve öz
- necip fazil'in cikardigi bu dergiye zamaninda orhan veli siirini yollamis fakat necip fazil siiri yayimlamadigi gibi geri de vermemistir... bunun uzerine orhan veli agac isimli siirini yazar...
- orhan velinin bir siiri
ağaç
ağaca bir taş attım
düşmedi taşım
düşmedi taşım
taşımı ağaç yedi
taşımı isterim
taşımı isterim
(oktay rifat ile birlikte)
- ismi itibariyle orumceklerin ag acmasi icin ideal ortam saglayan organik yapi
- kışın yapraksız dallarının üst kısımlarının bembeyaz kar olması ve sabaha karsı gökyüzünün mavisiyle güzelliğinin doruğunda olan yapı.
- (bkz: aile agaci)
(bkz: aile sirketi)
- ağaç
dudaklarımda susuzluğum kabarıyor.
o kadar dayanılmaz bir hal alıyor ki,
yurtsuz dolaşan yapraklardan bile daha sebepsiz oluveriyorum.
tek düşüncem susuzluğum.
ne kadarda acizmişim meğer belki de bir o kadar sebepsiz.
ihtiyacım olan şeyin bir an için burada benimle olmasını o kadar isterdim ki..
ellerimde ki her çizginin bir labirent olması bile beni kaybedemezdi.
parmaklarımda ki akmak için sabırsızlanan kelimeler tıkanıveriyor dudaklarımda. hükmedemiyorum, daha kötüsü pek bir memnuniyetsiz de sayılmam hani.
sayıldığım tek şey bu bedenin aç olduğu.
susuzluk dedim adına ama ben bile emin değilim desem yeridir.
bekliyorum saatlerce...
veya ne kadar olduğunu sadece senin bildiğin bir süre...
hala mutsuz değilim.
bazen gülüyorum bile halime...
ama o an....korktuğum yeniden oluveriyor.
susuzluğum aklıma geliyor.
benden bir başka isim mi istiyor acaba diye düşünüyorum.
cevapsız kalıyor her zaman ki gibi.
kızıyorum ama duymasını da istemiyorum.
bazen çok korkutucu olabiliyor.
hele ki bir arkadaşı var ondan da beter.
adımı?...
ama dur!
sahi bu arada sen kimsin?
benden parçalar aldın ama ya sen?
kopmuş bir kaya parçası mı?
hadi canım daha neler.
ben senin kadar bütün olsaydım...neyse...
arkadaşım mısın?
belki daha önceden tanıdığım biri?...
seninle olmak güzeldi arkadaşım...
lanet olsun yine geliyor !
sanırım bu sefer arkadaşı da yanında...
artık sen varsın daha cesur olmalıyım....
belki direnmek !?...
ama onun adı bambaşka...
içimde onu tanıyorum.
adımı?
onun adı ...
yanlızlık
- mukemmel siirlerimizden biri*:
tohumlar fidana,
fidanlar ağaca,
ağaçlar ormana,
dönmeli yurdumda.
bir tek dal kırmadan,
ormansız kalmadan,
her insan bir fidan,
dikmeli yurdumda.
yuvadır kuşlara,
örtüdür toprağa,
can verir doğaya,
ormanlar yurdunda
- ürettiği meyvenin sonuna "ağacı" eklenerek isimlendirilmişler hep; "elma ağacı", "nar ağacı" gibi. demek ki, önce meyveye sonra o meyveyi üreten ağaca isim vermişler atalarımız. mesela elma ağacına "elma", elmaya da "elma meyvesi" demeyi de tercih edebilirlerdi. ağacı görmeyip meyvesini yiyen atalarımız bu isimlendirme konusunda daha baskın çıkmış muhtemelen. bu noktada, atalarımız üzümü yemiş bağını sormamışlar bir müddet denilebilir, fakat gelgörki üzümü yetiştirene üzüm ağacı değil asma demişler(feeling the blanks da öyle diyor). bu işin tek istisnası asma ve üzüm herhalde.
(bkz: asmalarda üzüm)
- dünyanın en yaşlı ağacı kaliforniyada bulunmaktadır. 4700 yaşını aşmıştır.
- yogun olarak selüloz,hemiselüloz ve lignin maddelerini içeren bir hikmet
- ayakta ölen canlılar..
"agaçlar ayakta ölür.."
- (bkz: meçhul buluşmacı anıtı)
Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.