ai

ai

ai

aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : ai için sonuçlar

ai için diğer sonuçlar

  1. artificial intelligence.. yapay zeka.
  2. bir esek nidasi.
    sondaki ii vurgulu ve uzun okunur.
  3. (bkz: japonca) da (bkz: ask)(bkz: sevgi) anlamina gelen sozcuk
  4. artifical idiocy olarak da kullanılabilir... nedense bütün yapay zekalar aptalcadır
  5. kubrick abüm ölmeseydi "ai" isminde bi film çekecekti ve yapay zeka'nın nelerle kadir olduğunu, 2001'in de bi dewamı şeklinde anlatacaktı... projenin çok eski olmasına rağmen kubrick, özel efekt teknolojisinin istediği efektleri gerçekleştirmeye müsait olmadığı gerekçesiyle habire ertelemiş projeyi... şini de birden bire öldü işte, batladı güzelim proje.
  6. irc de y leri i yazma saplantısına kapılmıs arkadasın ay nidası
  7. o kadar merakla beklediim filim yazık oldu kubrike ayz vayd şat la bıraktı bizi
  8. (bkz: matrix)
  9. stanley kubrick in hep çekmek istediği ama ömrünün el vermediği ve üzücü bir şekilde güzide hollywood'un en piyasa yönetmenlerinden biri olan steven spielberg'e kalan proje. benim asıl korkum ai olacak olan ufaklığı the sixth sensedeki ufaklığın oynaması, büyük ihtimalle de öyle olacak gibi bi altinci his var içimde
    (bkz: hollywoodda cocuk oyuncu sorunsali)
  10. (bkz: artificial intelligence)
  11. quake uzerinde frogbot,
    quake2 uzerinde eraser bots,
    quake3 uzerinde gladiator bots

    ile fpslerde yer almakta olan faktor..
    (bkz: artifacia intelligence)
  12. haley joel osment isimli veledin yanisira jude law da oynamaktaymis bu filmde.
  13. (bkz: ai chatbot)
  14. amerikada 29 haziranda gösterime girecek olan, "acaba bize ne zaman gelecek" diye düsündügüm film...
  15. enfemme kardeşimiz önderliğindeki ufak bir ekibin yarattığı sci-fi rpg , bildiğim kadarıyla metucon da falan da oynattılar güzel bir mantığı vardır.
  16. adobe ilustrator programinin dosya uzantisi
  17. soz dinlememenin sonucu olarak hayatimda izlediim en boktan filmlerden biri diebiliceim bir film izledim... velete zaten kildim iice kil oldum... uzun boylu hijyen gorunumlu yaratiklar gelince cikilmasi gerekio filmden die dusunuorum... basi ilginc baslian lakin sonunda dibe cok feci vuran bi film... sakin paranizi zamaninizi ve dimanizi boole bir "yaptim oldu izlerler nasilsa" tadinda yapilmis bir filme harcamayiniz... chat bot bile filmden pek daha basarili...
  18. hep okuruz (bkz: active ingredient)
  19. ha bu arada, sular altinda kalmi$ new york'u gosterince dunya ticaret kulelerine iyi bakin. o binalar $imdi yok.
  20. sonuna doğru darallar getirmiş bende boğucu bi etki yapmış film. bütün robotların kötü olmayacağını içinden melek gibilerinin de çıkacağını ayrıca jude lawun ne kadar ibişleştirilmeye çalışılsa da asla çekiciliğini yitirmeyeceğini bize göstermiş film. bi de ek olarak ben de bi teddy istiyorum, canyoldaşım olsun bana yarenlik etsin...
  21. konu olarak bir fairy tail'ı andıran ancak beklenti olarak bilimkurgu diye gidelen, izlediğim fena olmayan filmlerden biri.
  22. anne sevgisini bilim kurgu ile kaynaştıran neşeli film
  23. yapay zekadan ziyade yapay duygu ile ilgili, icinde 10 filmlik malzemenin bir cirpida harcanip heder edildigi, cok özenilerek cekilmis, cok emek harcanmis, hem nostaljik, hem yepyeni, bir acayip film.
  24. başarılı bulduğum, spielberg'in kubrick tadını yakaladığı film.

    nasıl ki space odyssey'den hiç bir şey anlamayan tonla insan var ise ortalıkta bu filme bakıp da "aman da aman işte duygusal komedi pis bok" diyenler olacaktır, olabilir.

    ai denince robotlar, matrix benzeri aksyon sahneleri beklenmesinin sebebini çözememiş olsam da bunları bulamayınca üzülenler de var. ai dediğin, yapay zeka, yani insandan ayırd edilemeyecek bir zeka anlamına gelir. "insandan ayırd edilemeyecek" olması için bu zekaya sahip şeyin insana benzemesi gerekmez mi*?

    her köşesine binbir mesaj saklamak kaygısına girilmemiş, "mesajımı da verdim, sonunu da space odyssey 3001 ayarında yaptım benden kralı yok" denmiş film ai.
  25. ai, her yönüyle beklenen bir filmdi. start işareti kubrick tarafından verilmiş, sayın spielberg tarafından çekilmişti, hikaye ve vaad ettiği görsel maceralar nedeniyle ilgiyle beklenmekte, her sinemaya gidilişinde afişine özlemle bakılmaktaydı.
    geldi gittik.
    benim filmin bütününden aldığım ilk hissiyat, ilk kemalettin tuğcu kitabını okuduğumda hissettiklerime çok benziyordu; duygusal ajitasyon*, derin bir hüzün hali, kalpte sıkışma, şakakların atması ve artifical depression hissi. bunun nedeni benim duygusal sömürü hissine açık bir insan olmam da olabilir, ne de olsa ilkokul öğretmenimin yasaklamasına rağmen bol bol kemalettin tuğcu, gülten dayıoğlu okumuşluğum var miniminnacıkken, ayrıca walt disney çizgi filmlerini sırf hikayenin mutlaka down olduğu gelişme bölümü yüzünden çok rahatsız olduğum için zevkle izleyemeyen bir insanım. fakat ai'de, bu duygusal açıdan vurarak etkileme anlarının çok ama çok fazla olduğu, film için anlatım aracını kullanmak düzeyinde kalmayıp sinema dilini ve bütün öyküyü domine ediyor olması bana çok abartılı gibi geldi. örneğin dancer in the dark da trajedik bir filmdir, etik açıdan çok ahlaksız olduğunu, yanlış yerden haksızca vuran bir film olduğunu söyleyenleri duydum, ama kimse dancer in the darkdaki dramanın filmde her şeyi domine ettiğini söyleyemez, orada trajedik olaylar sinema dili için araç olmakla kalmaktaydı, bir biçim arayışı söz konusu idi. dolayısıyla film beni duygusal açıdan fazla ve çok yapay bir biçimde zorladı, ben filmler tarafından böyle stimulate edilmekten hoşanan bir yapı değilim.

    tertemiz bir yönetmenlik işi söz konusu idi. başka türlüsünü beklemiyorduk zaten, ama spielberg misal saving private ryan 'da olduğu gibi bir çığır açmış değildi herhangi bir konuda, çok başarılı bir biçimde kotarmıştı, o kadar.

    senaryo çok ama çok güzeldi, klasik bir fairy tale'in modernize, hatta neo modernize edilmesi ancak bu derece başarılı olabilir. ai yeni bir wizard of oz 'mu? only time will tell. ama quest, fellowship ve protagonist olguları filmi adeta wizard of oz 'un yıllardır kayıp olan ikiz kardeşi yapıyor.

    her zamanki holivud klasiği olan kör gözüne parmak yaklaşımı kimi zaman "allahım amerikalılar bu kadar da aptal değildir, bu kadar açıklamaya ne gerek var" düşüncesini uyandırsa da, ben bununla yaşamayı çoktan öğrendim.

    jude law çok karakterini çok güzel yorumlamıştı, yukarıda da belirtildiği gibi fred astaire ve alex* karışımı bir tat aldık kendisinden. wiliam hurt obsesif profesör olarak cuk oturmuştu, kendisini izlerken stellan skarsgard' görüyor gibi oldum, hay allah bak şu işe. anne rolündeki frances oconnor 'un yumuşak oyunculuğunu çok beğendim.

    haley joel osment hakkında daha önce yazdığım herşeyi geri alıyorum. hayır, o 40 yaşında bir muhasebecinin 8 yaşında bir çocuğun bedeni içinde hapsolmuş hali değil. o bir cyborg. artık hiçkimse beni başka türlüsüne inandıramaz.
  26. Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.