amsterdam
amsterdam
amsterdam
aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : amsterdam için sonuçlar
amsterdam için diğer sonuçlar
- blr jacques brel sarkisi.
- $260 dolara turlari, ucuz mu ucuz ögrenci yurtlari olan yer...
hep bakar bakar hayal kurarim..
(... $260 tura versek... druglara da $300, $50'de ona buna...hummm $610 a git dibe vur gel... güzel güzel)
- bir italyan lokantasi nda isolde ve demetrio albertininin karsilikli kirmizi sarap icerlerken goruldugu sehir.
- ajax'ın şehri...
- 1200 yıllarında kurulmaya başlanması itibariyle bir ortaçağ şehridir.
içinden nehir geçmemesine karşın bu handikapını geç ortaçağa yaklaşırken planlı bir şekilde yapılmaya başlanan kanallarla kapatmıştır. şehrin bu dönemde genişleyerek adeta yeniden kurulmasının sebebi ise avrupa'nın her yerinde bulunan yahudi ya da protestan tüccarların -devletin resmi politikası sayseinde- bu şehre akın etmesidir. 100 yıl içerisinde tam anlamıyla bir ticaret şehri haline geldiği için seküler yapısı oldukça güçlüdür. örneğin dini yapılar bu şehrin karakteristik özellikleri arasında değildir. (bu önemli zira normal bir avrupa şehri, anıtsal dini yapılarıyla sunar kendini.).
öte yandan 19 ve 20. yüzyılda da yine son derece planlı büyümeler gerçekleştirir bu şehir. zaten her büyüme projesi, önceden her aşamasıyla ölçülüp biçilerek gerçekleşir burada. (tabii özellikle 1950'lerden sonra durum biraz farklı olmaya başlamıştır.).
- kullanım alanları bu şehirde çok değerli olduğu için -özellikle de- iskan yapıları darcadır, fazla yer kaplamasın diye. bu nedenle de binalardaki merdiven sahanlıkları diktir. tabii dolayısıyla her binanın çatısına monte edilen, aşağıdan binaya bir torba vs. almaya yarayan mobil kancalar vardır. yani bizdeki eski sepet uygulamasının daha sistematikleşmiş hali.
- tabii bu arada şehrin 20. yüzyıldakinden önceki tüm büyüme planlamaları, şehrin ilk görünümünü büyük ölçüde korumaya ve geliştirmeye yönelikti. yani denize bakan bir yarım ay şeklinde. doğal olarak büyüme planlamaları bu yarım aya dıştan yeni bir band daha çekmek suretiyle gerçekleşmişti. doğal olarak bütün şehir, liman merkezine konsantre bir haldeydi. fakat 20. yüzyıldaki büyüme planı, şehrin güneyine kendi merkezini kendi içerek adeta yeni bir şehir kurmak şeklinde gerçekleşti. amsterdam'ı bugün metropol yapan şey de birden fazla merkezliliğidir zaten (diğer tüm metropoller gibi.).
- centraal station'ın üzerinde bulunduğu ada tamamiyle doldurmadır... şehrin en canlı bölgelerinden biridir ve paristen trenle gelip lök diye oraya çıkmak süfer bir duygudur...
- ayin 23 unde yapacagim zevk-u sefanin ilk ve son duragi..
simdiden ortamlarda nasil sekecegimin planlarini yaptim bile.
sıkı dur roxy , it, grasshopper ben geliyorum.
yol acin yol acin elf lorduna yol acin!
(bkz: gaza gelmek)
- kozmopolit sehir. bu yuzden midir ki cok sevmem.
- böyle herkeste bir "amsterdam çok cool abi oraya yerleşicem, yerleşemezsem de her fırsatta gidicem, hedonist olucam, çılgın atıcam." takıntısı olduğundan mıdır nedir gitmemiş olmama rağmen göresim yok, hatta kendisine -büyük ihtimalle amsterdam'ın kanallarına ve setlerine haksızlık ederekten- tavrım dahi var. onun yerine -kullanım gereği- (bkz: floransa), (bkz: roma), kozmopolitse, yeni dünyaysa (bkz: new york) diyorum, vardır muhakkak onun da bir güzelliği amma red light district'in ötesinde bir şeyler olsa gerektir diye tamamlamak istiyorum.
- christmas gunu ve 31 aralikta gordugum amsterdam arasinda daglar kadar fark vardi... 25 aralikta ortalikta inler vs cinler mucadelesinini bile tamamlayacak kadar ecinni bulunmazken 31 aralikta dunyanin heryerinden insan omuzomuza, ust uste, alt alta coffee shop lari, red light districti, sokaklari alabildigine doldurdular. redlightta en moloz karinin onunde bile 15 kisi sirada bekliyordu aptal oldum.
gece 10 civari baslayan havai fisek denyolukları (gosteri diyemicem cunku bunlari atanlar ucmus druggie lerdi) saat 12 gibi tepe noktasina ulasarak birbirlerinin kafasina havai fisek atmaya kadar varmisti (bkz: ohaaa). ortamin iyice bok oldugunu fark ederek gece 1 gibi artik tamamen bir detroit/denver karisimi riot city e donusmus sehir merkezinden otele kacmak akillica bir hareket gibi gorunduyse de hicbir vasita bulunamamasindan kelli havalani civarındaki otele gidebilmek icin turk taksi soforune 120 gulden vermek hic mutluluk verici olmadi.
- sapsarı kafaların bulunduğu, esmer insanların 500m uzaktan farkedildiği bir şehir... parmakucuna kalkıp baktığınızda sokakta esmer kafalar görüp "aa bizimkiler burdaymış" diyebiliyorsunuz...
- kanallari, dolayisiyla kanal turlari, eski evleriyle unlu hollanda'nin ba$kenti. ba$kent olmasina ragmen hukumet ba$ka bir $ehirde bulunur. (bkz: den haag) her zaman canli bir durumdadir. ozellikle yazlari, karnavallarla renkli ortamlara rastlanilir. cinsel ve belirli uyu$turucular alaninda hollanda'nin en ozgur $ehirlerinden birisidir.
- acikhavada, bir sokakta esrar kokusundan kafayi bulabileceginiz bir sehir. good boys go to heaven, bad boys go to amsterdam.
- hatta damsquare amsterdam-easy to find, hard to leave
kosarak yurduma dondugum yer. ama bir muzesi vardir ki...
(bkz: basquiat) (bkz: toulouse lautrec)
ve bir havaalani ...
- amsterdama gidip vondelpark'a gidilmezse ayip olur . bi de bisiklet kiralama fiyatinin 2 kati fiyata junklar bisiklet satiyormus.
- tesla ile tren istasyonuna kadar gittiğimiz ama kalıcak bi yer bulamadıgımız için transit geçip toprağına ayak basamadığımız şehir. (bkz: ukte)
- deniz seviyesinden aşağıda olduğu için, evlerin temelsiz yapıldığı, bisiklet denen 2 tekerlekli araçların çok kullanıldığı, geçen aylardaki bir festival dolayısıyla orda bulunan arkadaşımın deyimiyle "aabi her yer mariuhana kokuyor, baydım beee" dedirten güzel şehir. sensi seed bank tescilli ot satıyor ama pahalı. hala squad evler olduğunu duymak bile sevindirici.
- hersey yolunda giderse sonbahardan itibaren yeni evim olacak, ve stereotipik bilinen ozelliklerinden baska guzelliklere de sahip (konser, opera, kanallar falan) sehir.
- eski evlerinin cephelerinin yıkılacakmış gibi hafif öne eğik olmasının sebebi zamanla bel vermeleri değil, o tepedeki kancalar marifetiyle içeri piyano, karyola filan alırken eşyalar cama çerçeveye sürtünüp kırmasın diyedir zira büyük eşyaları merdivenlerden taşımanın imkanı yok gibidir, yer kaplamasın diye daracık yapılmıştır o merdivenler.
- fuhus ve esrar yuvası
- cok yagmurlu sehir.
- haritaya bakıldıgında azicik ustte kalan, bizim uk diye tanimlayabilecegimiz mekandan bol bol kes misafir agirlayan sehir.hafta sonlari ve hatta gunubirlik gezmeye ingiltereden asagi inilir amsterdama gelinir.yapılmasi gerekenler yapılınır ve memlekete geri donulur
- 1964 tarihli bir brel sarkısı :
dans le port d'amsterdam
y a des marins qui chantent
les ríves qui les hantent
au large d'amsterdam
dans le port d'amsterdam
y a des marins qui dorment
comme des oriflammes
le long des berges mornes
dans le port d'amsterdam
y a des marins qui meurent
pleins de biëre et de drames
aux premiëres lueurs
mais dans le port d'amsterdam
y a des marins qui naissent
dans la chaleur èpaisse
des langueurs ocèanes
dans le port d'amsterdam
y a des marins qui mangent
sur des nappes trop blanches
des poissons ruisselants
ils vous montrent des dents
a croquer la fortune
a dècroisser la lune
a bouffer des haubans
et áa sent la morue
jusque dans le coeur des frites
que leurs grosses mains invitent
a revenir en plus
puis se lëvent en riant
dans un bruit de tempíte
referment leur braguette
et sortent en rotant
dans le port d'amsterdam
y a des marins qui dansent
en se frottant la panse
sur la panse des femmes
et ils tournent et ils dansent
comme des soleils crachès
dans le son dèchirè
d'un accordèon rance
ils se tordent le cou
pour mieux s'entendre rire
jusqu'ı ce que tout ı coup
l'accordèon expire
alors le geste grave
alors le regard fier
ils ramënent leur batave
jusqu'en pleine lumiëre
dans le port d'amsterdam
y a des marins qui boivent
et qui boivent et reboivent
et qui reboivent encore
ils boivent ı la santè
des putains d'amsterdarn
de hambourg ou d'ailleurs
enfin ils boivent aux dames
qui leur donnent leur joli corps
qui leur donnent leur vertu
pour une piëce en or
et quand ils ont bien bu
se plantent le nez au ciel
se mouchent dans les ètoiles
et ils pissent comme je pleure
sur les femmes infidëles
dans le port d'amsterdam
dans le port d'amsterdam....
Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.