bdsm

bdsm

bdsm

aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : bdsm için sonuçlar

bdsm için diğer sonuçlar

  1. ozellikle ingiltere de bir cok uyesi olan organizasyon.
    acılımı: b=bondage d=discipline d=domination s=submission s=sadism* m=masochism
  2. (bkz: marquis de sade)
  3. s/m nadir de olsa slavery/mastery (kolelik/efendilik) olarak da gecer.
  4. (bkz: dbms)
  5. dört öğesiyle birden kanımca bir hayat simulasyonu olan, öte yandan sahiplerinin "sikiş sokuş" desteği olmadan zevk almaya çalışmalarına da hayret ettiğim fantazi türü. insan evladı sopayı yiye yiye eriyor, fani zevklerden arınıyor galiba. ** (bkz: frp)
  6. (bkz: bodoslama) (bkz: çağrışımsal entry girimi)
  7. (bkz: sado mazo)
  8. ks. bitlis deri sanayicileri merkezi
  9. (bkz: bdm)
  10. (bkz: s and m)
  11. http://www.altsex.org/bdsm/
    http://www.xeromag.com/fvbdsm.html
  12. (bkz: symphony and metallica)
    (bkz: alakasiz serbest cagrisim)
  13. tum uygulamalarindaki temel prensip uygun sekilde hissettirilen hareketten yoksunlastirma, aci ve asagilamanin insanin sirasiyla feminen cinsel istegini, endorfin sistemini ve varolus bilincini normalin cok ustune cikarmasidir. klasik bir cinsel hayati olan bireyin bu duygu mertebelerine erismesi zorken bdsm tecrube eden bireyin tum cinselliklik spektrumunda yani ask ve sevgi dolu bir iliskide de yuklu duygular hissedebilmesi mumkundur. kisaca bdsm artik "normal" yollarla tatmin olamayanlarin son duragi, sonun baslangici degil, herseyin yeni bastan kesfidir. bdsm tecrubesi ayni zamanda bilim adamlarinin iddia ettigi bir gercegi ortaya cikarir: insan ureme gereksinimi haricinde cok karmasik, zevk kaynaklariyla dolup tasan bir cinsel yapiya sahiptir ve bunu kavrayanlar etkin ve edilgen olmanin esrarli gucunu yonlendirmeyi ogrenirler. tanri insana sifir maliyetli tukenmez bir hazine vermistir. kisiler mertebeleri nispetinde bundan nasiplenir veya mahrum kalirlar.
  14. (bkz: ankara bdsm zirvesi)
  15. farklı farklı açılımları olabilen bir kısaltmaymış kendisi. derste iki dakka uyumaya çalışılırken hocanın "bdsm" dediğini duyarsınız, o kafayla dumurlardan dumur beğenirken bir daha söyler, bir daha, bir daha.. alaka kurmaya çalışırken, işin aslını uyku mahmurluğu geçince farkedersiniz.

    (bkz: bone dry solid mass)
    (bkz: peki)
  16. (bkz: elmyra)
  17. ks. badi$im
  18. fantazlamaktan bıkmayanlar için iyi bi yem: pek moda şu sıralar..
    öküzlerin trende bakması gibi bişii..
    geçiş bittikten sonra, her şey normale dönecekmiş.. öyle diyorlar..
  19. http://www.leathernroses.com/...lbdsm/generalbdsm.htm
  20. *"bdsm -tıpkı olağan ilişkilerde olduğu gibi- temelinde eşleşme, aşk, coşku ve doyum amacı olan; ama bu kavramları "farklı davranışlar"la hissedebilen insanların yaşam tarzıdır. her eylem uzlaşmaya dayalıdır; zorlama yoktur!

    bdsm eğilimi üç gerçekten kaynaklanır:

    1. anaerkil yaşam tarzından zevk almak: kökeni ilk çağlara ve bereket kültlerine dayanan; güçlü bir kadın ile kadın üstünlüğü altında yaşamaktan doyum alan bir erkeğin kurduğu aşk/seks ortamında yaşamak istemek. (bu isteğin gerisinde kolektif bilinçdışından etkilenme söz konusu olabilir.)

    2. beyindeki acı/haz kontağını yoğun hissetmek: birçok bilim adamına göre kardeş duygular olan acı ile zevki; yapısal oluşumu nedeniyle normale oranla daha fazla realize eden, bu iki duygu arasında daha yoğun kollaborasyon kurabilen bir beyne sahip olmak. çağdaş bilim, acıyı algılama ve zevki algılama için kullanılan nöro-kimyasal yolların biyolojik açıdan güçlü bağlantıları olduğunu hakkında kanıtlar bulmuştur. bunlar muhtemelen dopamin ve endorfin hormonlarının yollarıdır. (wikipedia ansiklopedisi, pain-pleasura maddesi)

    3. fakirizm eğilimi: yoganın bir kolu olan fakirizmde olduğu gibi ruhsal ve bedensel kısıtlamalar ile beyin/ruh değişimi/gelişimini yaşamayı sevmek.

    bu üç nitelemeden hiçbiri bir ruhsal sapmadan kaynaklanan tavır ve beklentiler olmadıkları için, bdsm’ciler sanıldığı gibi sapık, yani zararlı kişiler değillerdir.

    bdsm’nin masum olması gerçeği ünlü bdsm web sitesi albanypowerexchange yazarları tarafından da söyle dile getirilir:
    “bdsm farklı bir aşk ve hayat tarzıdır. bu farklı yaşam çeşidinde tüm eylemler şu kavramlar ssc (safe, sane, consensual - güvenlik, sağduyu, uzlaşma-konsensus). üzerine kurulu olmalıdır. bu yüzden bdsm’de zorlamaya yer yoktur.”

    club fem ise üyesi olan domme (sahibe)’ları şöyle tanımlar: “üyemiz olan sahibeler, istekli erkeklere kadın yüceliğinin keyfini ve derinliğini göstermeyi amaçlayan düşünceli, nazik ve ilgili kadınlardır. diğer domme’lara dostça ve yardımsever biçimde yaklaşarak bilgi paylaşımını sürdürürler.”

    yani gerçek sahibe’ler şuna inanmaktadırlar: “güç ile birlikte sorumluluk da gelir. üst olmak, düşüncesiz ve pervasız davranmayı gerektirmez!”

    mistress -yani sahibe- sanıldığı gibi salt acı ve zarar veren bir odak değil; sub’ının (submissive yani mutisinin) gelişiminden sorumlu bir üst-otoritedir. sahibe bir yandan sub’ındaki “acı/zevk geçişi” ihtiyacını ve kadın otoritesine boyun eğme gereksinimini tatmin eder; diğer yandan sub’ının ruh bedeninde, ona cezalar ve ödüller uygulayarak uzun soluklu bir sevgi/seks serüveni boyunca değişimler yaratır. bu yüzden sahibe sub'ının koruyucusu, hocası ve kimi zaman da sevgilisidir.

    bdsm’ciler sapık değildir; ama normal olarak nitelenen davranış kalıbından farklı yönlere sapmış kişiler oldukları için bu aşağılayıcı sözle saldırıya uğrarlar. normallik ve bdsm hakkında yorum yapmadan önce ise kendimize şu soruları sormakta yarar vardır:

    - “doğal kimlik” denilen kişilik motifi milyonlarca insanda tek bir tipe indirgenebilir mi?
    - dünya üzerinde bunca farklı kültür yaratabilen insanoğlunun seksüel tavrı tek bir norma sığdırılabilir mi?
    - "kültür mozaiği", "çok renklilik", “çok seslilik” gibi farklı olmayı yücelten kavramların cinsel seçimler bazında da uygulanması gerekmez mi?
    - yarar elde etmek adına tek bir normal kalıbına sokulan, böylece gerçeğine yabancılaştırılan kişilerin yararlı olabileceği düşünülebilir mi?
    - normal kavramı, insanların canını, onları tek bir kalıba sokma baskısı ile acıtıyorsa değerli olabilir mi?
    - normal kavramına uygun olmadıkları için bastırılan normal dışı, yani a-normal gerçekler zaman içinde değişime uğrar mı; yoksa sadece normal görünümlü anormal mi yaratır? bu a-normale kendi olma fırsatı özgürce verilse acaba normal baskısı ile yaşarkenki halinden daha mı verimli olur?
    - neden insanlarının birbirine benzemesinin erdem sayılması durumunun en fazla geri kalmış ülkelerde izlendiği kolayca görülemez?
    - çevresine ve kendine zarar vermeyen ama genel geçer bir normal kavramına da uygun davranmayan kişilerin sapık olduğunu öne sürmek doğru mudur?

    bu sorulardan birine bile "hayır" diye yanıt veriyorsanız bdsm’yi eleştirmeden önce lütfen bir kez daha düşünün.

    normal olmak adına normal görünüşlü bir anormal olmak mı iyidir? yoksa kimseye zarar vermemek ve çevrendeki kişilerin yaşam alanını işgal etmeden kendin olmak mı?"

    yazı: elvin azar
    kaynak: http://www.mistressea.com/

    edit: yazı bana ait değildir, elvin azar isimli yazara aittir. kendisine google'da rastaladım ben de.
    hatta bir de şöyle bir sitesi varmış;
    http://www.elvinazar.com/
  21. alternatif bir yasam tarzi
  22. bu konu hakkında yazabilecek bir şeylerim olmasına şaşırıyorum ama üçtür bu başlıkta dolanıyorum o da var. şaşırmamın nedeni ahkam kesmekten hiç hoşlanmamam ve buraya yazacakalrımın da ahkam gibi anlaşılır mı endişesi taşımam.

    aslında duyanın görenin burun kıvırıp eleştirmesi bir yana, hepimizin içinde olan bir yaşam tarzı bu.
    bdsm yi sadece kapalı kapılar ardında, loş ışıklar altında zincirlerle bütünleştirirsek evet öyle bir çoğumuza uzak olabilir ama sahip olma duygusu/aidiyet duygusu/hükmetme duygusu yaşamış olduğumuz ilişkilerde hep var olan duygular.bdsm nin de sanırım özünde bu var. bir taraf hükmetmederek sahiplenirken, diğer taraf itaat ederek ve itaatinden karşı tarafı mutlu etmeye çalışıp onu sahipleniyor.

    kendi yaşamış olduğum düzeyli(!) ilişkime baktığımda ki kendisine ilşki bile denemez bu tanımlandırmaya çalıştığım düzenin duygusal boyutunu yaşıyorum bir sub olarak.

    asla kendimi beğendiremediğim bir sevgilim var- aslında belki sevgilim bile değil- ve kalbimi o kadar çok kırıyor ki.ve ben her kalbim kırıldıktan sonra yine onun yanında alıyorum soluğu, yaralarımı o sarsın diye. bu sefer beni bir daha kırıyor ve bu seferki bir önceki acımı unutturacak kadar güçlü oluyor. bu şekilde 5 yıldır birbirimizin hayatındayız, aşkı çok öfkesi daha da..sancılı bir ilişki evet:)
    o ise domination olarak hiç bir zaman benden memnun olmayan, yerli/yersiz beni azarlayan, emirler yağdıran ve sonra nedensiz bana şefkat gösteren birisi.

    söyledim ya sancılı bir ilişki bizimkisi. yani bir çoğumuzun olduğu gibi.aslına bakılırsa bir çoğumuz aşağı yukarı ilişkilerinde bu şekilde iniş çıkışları yaşıyor ve aslında çok şikayet etsek de o düzenden kendimizi alamıyoruz.

    yani aslında o ilk duyulduğunda irkilen ve belki dudak bükülen yaşam tarzını kedni sınırlarımıza uyarlıyoruz.

    sonuç itibariyle bir yaşam tarzı olarak bdsm hayatımızın muhakkak ki bir kesimidir.
  23. bdsm gerek dini kitaplarda gerekse toplumsal normlarda (ki din menseyli ilerler bu normlar aslinda) tü kaka gorülen, sapik gorulen bir hadise.. hos ben de sapik gormekteyim.. kaldi ki benim gibi , hemofilik yaradilişli birisinin bdsm'yi hor gormeyip, benimsemesi inanilmaz derecede enteresan sonuclar dogurabilir her neyse..

    bdsm dünyasinda, bdsm müritleri arasinda devrim noktasi sayilabilecek hadise bundan yaklasik iki ay evvel, dünya jet setinin en tepelerinde bulunan max mosleyin bir nazi kiyafeti ile bdsm ritueli gerceklestirmesinin fotograflarinin basina sizmasi ile basliyor.. once boyle bir yalanlama utanma hadisesi, sonrasinda arkadas eni konu düzgün bir adam oldugundan cikip "ya nalakasi var, eet nazi degilim ama bdsm yi seviyorum ve bence bu iyi bişi, sonucta orospuluk yapmiorum, hirsizlik yapmiyorum" diyor.. tabi ne ankara orospular ve pezevenkler odasi ne de istanbul ückagitcilar, hirsilar ve dolanbazlar odasi mevcut oldugundan, kimse cikip max mosley'in sozlerine karsi cikamiyor..

    max mosley ozunde insan'in vucut butunlugune tecavuz etmekle suclaniyor bundan sonra.. yani ingiliz ve dünya yasalarina gore, bir adamin sirtina tirnagini gecirir kan akmasina neden olursan bu onun vucut butunlugunu ihlal manasina geliyor ve suc unsuru olusturuyor.. hal boyle olunca tüm bdsm severler suclu duruma düsmekte..

    ama işte max mosley'in davasiyla beraber zindanlarindan cikan bdsm cemaati "ne demek suclu" diyerek bir ayaklanma baslatmis durumda.. bir sekilde modernizim adina "alan memnun satan memnun size ne?" kivaminda yaklasiyorlar duruma.. eger ki bdsm cenahi kazanirsa davayi 21. yüzyilda bodom'a biraz daha benzeyecegiz.. bir sonraki dava da sodomy üzerine olur gari.. dünya nereye gidiyooooğğğ..
  24. bu bdsm dusturunu yillar evvel aslen bir kemal sunal filmi türk halkina tanitmisti.. yani benim inceledigim benim gordugum bu.. kemal sunal filmde, gazino patronunu dovuyor, gazino patronu kel ve biyikli arkadas da zevkten dört kose oluyordu..

    eh sanirim rabbulalemin boyle bir hor gorulme zinciri yaratmis.. yani insan'in ihtiyaclarindan birisi hor gorulmek sanirim.. hos bir durum olmasa da, üst noktalara gelmis, artik kimse tarafindan hor gorulmeyecek insanlar, ya cocuklari ya kadinlari tarafindan kücümsenmek, ciddiye alinmamak istiyorlar.. mesela barbara bush, george bush'un o hor gorulme eksikligini tamamliyor gibi..

    eer ne karin ne cocugun varsa veyahut onlar da seni "büyük adam" olarak goruyorsa hikaye sarpa sariyor.. bir sekilde kendini kücümsetmek, asagi gorulmeni saglamak istiyorsun. orada da bak max'in devreye soktugu gibi, bunun icin ozel hizmet veren hayat kadini firmalari devreye giriyor.. kirbaclamalar, hakir gorulmeler, asagilanmalar, tokatlanmalar, aci cektirilmeler girla gidiyor.. nasil bir icguduyse artik.. insan oglu eninde sonunda hayata tutunmak için mutsuz kosullari kendisinde barindirmak istiyor sanirim..

    mamafih hal boyleyken, insanoglu asagilanma ihtiyaci güderken, bunu baskalarina duyurma ihtiyaci duymuyor.. bir lansman yok "merhaba ben max mosley, f1 patronuyum ayni zamanda suratima tükürülmesinden hoslaniyorum" seklinde bir konusma tarihte yer almamis.. o yüzden ki tarihsel acidan bdsm kültürünün ne zaman basladigi, öncülerinin kim oldugu bilinmiyor.. ancak bir marque de sade, hadisesi var ki zaten olayan adini veren arkadas bizzat kendisi..

    velhasil, ingiltere yargisi sapik bulur veya bulmaz, toplumca kabul gorur veya gormez bilmiyorum ama kizim bdsm müriti olsun evden atarim.. na buraya yaziyorum.
  25. -alıntıdır-

    - bdsmde her eylem uzlaşmaya dayalıdır; zorlama yoktur!
    - kimse kimsenin gerçekten kölesi/efendisi değildir.
    - gerçek mistress'lar, günlük yaşamın kurallarına uygun davranacak bilinçte kişilerdir.
    - bdsmnin temelinde role-playing, yani "gibi davranmak" vardır.
    - mistress ve kölesi ortak bir zevki paylaşan kişilerdir.
    - köleler, cinsel zevki şaşkınlık verici yollarla buldukları için aramadıkları sanılan, ama o şaşkınlık verici yolun ne olduğuna sadece kendileri karar verdikleri için aslında basbayağı zevkini arayan erkeklerdir.
    - bu nedenle mistress'lar da uygulamaları ile köleye -bir anlamda- hizmet etmektedirler.
    - kimseye zarar vermemek kaydı ile herkesin arzuladığı gibi yaşamaya hakkı vardır.

    bizler sadece:
    özel yaşamlarımızı olağan yaşamdan farklı şekilde yaşamayı isteyen,
    olağandan farklı yollarla zevk alabilen,
    fakat bu olağandışı yollarla aşk, sevgi, eşleşme gibi olağan amaçlara sahip olan,
    düşünce ihracı gibi bir isteği bulunmayan kişileriz.

    bir kişinin (zarar verici olmamak kaydı ile) genelden farklı olması mı yanlıştır,
    yoksa ait olmadığı, davet edilmediği, istenmediği bir dünyaya girerek oranın huzurunu bozması mı?

    (bkz: http://www.mistressea.com/once.html)
    (bkz: elvin azar)
  26. Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.