bilim
bilim
bilim
aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : bilim için sonuçlar
bilim için diğer sonuçlar
- evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçeklere dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi...
- kayitli bilgi
- belli kurallari bulunduktan sonra sinirlari cizebilen
kendi icinde her zaman tutarli olan, soru sorup cozumu barindiran kurallar..
- herhangi bir konuda sistematik (amprik) olarak toplanmış bilgi külliyatıdır.
- "..sonu olmayan bir büyü...."
(alıntıdır)*
- max planck ın yorumuyla, durup dinlenmeden çalışmak, ozanca sezinlediğimiz ama hiçbir zaman tam anlamıyla kavrayamayacağımız bir hedefe doğru duraksız bir ilerleyiştir.
- (bkz: ilim) (bkz: irfan)
- varolanı farkedebilme ve bunu kanıtlama...
- einsteina göre; her türlü düzenden yoksun duyu verileri* ile mantıksal olarak düzenli düşünce arasında uygunluk sağlama çabasıdır
- bir zamanlar turkiye de boyle bir dergi cikti. scientific american dergisinin turkcesiydi, fakat diger dergilere gore biraz daha pahaliydi. onun icin tutunamadi, 4-5 sayi cikarabildikten sonra bir daha cikmadi. kaliteli bir dergiydi.
- ing. science
- cağımızın en buyuk kitle kontrol aracı, afyonu. insanları etkilemek icin en etkili yollardan biri,(bir digeri din) bizlere verilen zekalar nedeniyle olusması bir zorunluluk oldugu halde yasanması hicte gerekli olmayan kuralların bir arada toplanması.
teoride insanlıga faydalı, kendini durmadan yenileyen ve tutarlı olması gereken bilim pratikte her zaman boyle etkili degildir. insanlıkta bilime verilen bu ciddiyet ve önem insanlıgımızın kesinlikle sonu olacaktır. isin kotu tarafı ise bilim ogrenilen bir yeti degil insanın icgudusel gelen merakı sonucu zekasıyla birlesmesinden olusması bunu kacınılmaz kılmaktadır.
ronesans ve reform donemi oncesi din ne kadar insanlıgı etkileyebilecek bir yontem ise bilimde su anda (cogunlugu hicte iyi olmayan güclerin elinde) kitleleri yoneten bir silah halindedir ve gun gectikce varolan gucleri gittikce artmaktadır. gunumuzde bilim adamlari (yada onları yoneten insanlar) eski gunlerdeki seyhler yada rahipler gibi fetvalar verebilmekte, istemediklerini aforoz edebilmektelerdir. bilimle onların istedikleri kadar ugrasmayanları yada (baska yonlerinde cok kabiliyetli olmalarına ragmen) zekalarında eksiklik olan insanlari, toplum dısında saymakta ve onları egitebilmek icin butun ulkelerde kurallar, kanunlar cıkarmaktadır. sırf sizi insanlık kurallarını bilim yoluyla anlayacaksınız diye yıllarınızı okul denen bilim kurullarında egitmektedir. yazık degilmidir hayatta hic islerine yaramadıgı halde her insana aynı duzeyde trigonometri, anatomi, kimya, cografya... ogretebilmek icin omurlerinin ucte birini calmaya. hepimiz biliyoruz ki insan 20 senede okusa hayvanlıgından vazgecmeyebilen bir canlıdır. eger insanlık kurallarını ogreniyorsa da bunu bilim yoluyla degil sadece okul gibi insanlari bir araya toplayan kurumda toplum baskısıyla ogrenmektedir.
diger bir yandan cok zeki insanlar ise bilime hizmet adıyla cok ciddi bir bicimde uyutulmaktadır. dusunun ki siz yıllarınızı okumaya vermis iyi bir karaktere sahip insansınız ama bilime en cok deger veren sektor olan savas ilmine faydalı olmak hic garip gelmemekte hatta buldugunuz o mukemmel (her ne kosulda olursa olsun insan olduren) silahı gucler adına degil bilim adına yaptıgınıza inanarak kendinizi kandırmaktasınızdır. tabi ki bilim en faydalı oldugu alan olan tıpta olume karsı bize guc vermektedir. ama diger yandan bu gelismislik icerisinde hepimize kanser gibi hastalıklarda yaymaktadır. bir hastalıgı yok edebilir ama bircok hastalıklar ortaya cıkarır. bir eliyle verdigini diger eliyle almaktadır. ve tarih boyunca kitleleri olduren bu hastalıklar hic bir zaman bitmemistir ve bitmeyecektir.
asıl isin en kotu yonu ise halk arasında bilime inanc cıgırından cıkmıs bir vaziyettedir. insanlar daha rahat, daha iyi bir yasam icin arac olan bilimi artık bir amac haline getirmistir. ne kadar isine yarayacagını bilmedigi halde son model bilgisayar parcaları, arabalar, cep telefonları, bilimum " teknoloji ısıgını sizde yakalayın! " sloganı adı altında bircok alet edevat almakta ve bunları bir seviye gostergesi zannedip icsel tatmin adına deyim yerindeyse modaya uymaktadırlar. halbuki bahsi gecen bu rahatlıgı elde edebilmek icin insanlar aldıklarından cok vermektedir. bilim gelistikce insanların daha rahat bir yasam surdukleri bir kesin ama insanlıgın rahatlıktan ne kadar haz aldıgı daha onemli bir konudur. kendinize binbir turlu islemden gecerek onlerine kadar gelen bir elmanın mı yoksa kendi yetistirdikleri agaclarından, kopardıkları elmanın mı daha cok haz verecegi sorulsa sanırım bu "rahatlıgın mı? yoksa hazzın mı?" onemli oldugunu sizde kavrarsınız.
gunumuzde az gelismis ulkelerdeki insanlar bilim ile gelistirilmis bu hiyerarsi icerisinde yok olmakta, diger yanda gelisen yada gelismis ulkelerdeki insanlar ise bilimin yarattıgı bu inancsizlık, (burada bahsi gecen inancsızlık din inancsızlıgı degildir) bu tutkusuzluk ile butun hayati boyunca cekecegi bir bunalim haline gelen metropolis hastaligina yakalanmaktadir. bizde ikinci grupta yer alan bir ulke insanları olaraktan cektigimiz bunalımların cogu bu tutkusuzluktan kaynaklanmaktadır. afrikadaki insanlarin kemikleri uzerinde yedigimiz hijyenik muzlu pudingler elbette hepimizi cezbetmekte ama gece yatarken hepimizin dusundugu gibi bunlar kesinlikle bizi tatmin etmemektedir.
oysaki tutkularımız bilimle birlikte azalmaktadır ve bu da hayatı iyice cekilemeyen bir hale getirmektedir. hepimizin ozlem duydugu, cocuklugumuzda egitilmemis olmamızdan gelen bilinc eksikligi bize daha gizemli daha mistik bir hayat vermekte, gokyuzunde gordumuz ayın bizi kutsayan bir ısık oldugunu zannetmemize yol acmaktadır. gunumuz gencligi olarak bahsedilen neslin en buyuk sorunu budur. bizim gibi cocuklugu kumdan kaleler yapmakla yada misket oynamakla gecmemis bu cocuklar bilincsiz bir sekilde yetismekte ve bahsedilen bu nesil buyuk bir kitle oldugu icin bizim elimizden modamizi, fikirlerimizi, muzigimizi almaktadırlar.
biliyorum bilim cok yararli, biliyorum bilim engellenemez! ama siz onu bir ısık zannetmeyin, gidin bir kaplumbaga sevin, gidin bulutları izleyin, cunku olurken bu degerli anları hatırlayacaksınız. bırakın bilim ilerlesin ama sizi de suruklemesin...
- yanlışlanabilen şeye bilim denir.
- çağımızın tanrısıdır bilim...tıp, elektronik haberleşme, uzay yolculuğu, genetik mühendisliği artık anlatılan mucizeler.günahlardan doğuştan arınmışların, yanan çalıların ve ikiye ayrılan denizlerin hikayelerinin modası geçti artık.(bkz: angels and demons)
- bir soru daha sorabilme sanatı.
bunla uğraşanların mottosu "aman şunu da biliim bunu da biliim onu da biliim"dir denebilir.
- adı "bilim dergisi" değil de "bilim" olan bir bilim dergisi vardı ki sanırım 92 93 yıllarında sadece altı sayı çıkabilmiş bir dergiydi. scientific american dergisinin türkçesi idi. hiç bir popüler yönü olmayıp bilimsel makaleleri aynen yayınlıyor olması dolayısıyle çok sevmiştim bilim dergisini. yedinci sayıyı iki ay boyunca bayilere sordum, gelmedi gelmedi dediler. sonunda biri kapandı o dergi dedi de ancak o zaman sormaktan vazgeçtim. bi de abonelerine scientific american'ın ilk sayısının tıpkı basımını veriyor idiydi de ben abone olamadığım için edinemediydim o tıpkıbasımı. çok şaane, çok şugar, çok kıral dergiydi be, hey gidinin...
- "bilim bizde notasyon ameleliğidir" - serkan ışın *
- kayıtlı tarih boyunca önce mısır ve mezopotamya,sonra yunanlılar daha sonra arap ve islam dünyası(türkler de dahil tabi ki),günümüzde de batı tarafından ilerletilen şey. çinlilerinde bir dönem çok başarılı olduğu bir alandır ayrıca...
günümüzde mısır,yunanistan,türkiye ve araplar avucunu yalamaktadır malesef. artık barbar avrupa yoktur,eskiden ileri ancak artık geri kalmış toplumlar vardır, bir çok kişi hala "tey tey biz eskide süperdik" havalarında dolaştığından dolayı ne yazıkki bu geri kalmış toplumlar kaybetmeye mahkumdur...
- önce gerekli özür ve tevazuları sunalım: bilim tarihçisi ya da epistemolog değilim. sadece -bugünkü genel geçer anlamı ile- bilim ile uğraştığım, ve yine bugünkü genel geçer anlamı ile bilimsel bilgiye katkıda bulunduğum için para kazandığım bir mesleğim var.
şu anda tüm bunları yazdığım kutunun üzerinde "bilim hakkinda kafanizda bir tanim veya verebileceginiz bir ornek varsa eklemekten cekinmeyin:" yazıyor. hayır, malesef kafamda bir tanım yok. zamanın ruhu, özellikle pozitif bilimler için bu tanımı yapma cesaretini elimden alıyor. fakat, çok çok uzun zamandır, çok akıllı adamların sorduğu, çok zor sorulardan birkaç tanesi kafamda dönüp duruyor:
bilim, her zaman insanlığa faydalı olsa elbette harika olurdu ancak bilim her zaman insanlığa faydalı olmak durumunda mıdır? bu soruyu sorarken "atom bombasını da bilim adamları yaptı işte, hıh!" gibi bir açıdan değil de; sadece çok az kişinin hakkında bir fikir sahibi olabileceği, ne bileyim, mesela, bir fotosentez enzimini kodlayan gendeki bir mutasyonun bitki gelişmesindeki garip etkileri gibi, gündelik ve pratik anlamı neredeyse hiç olmayan ama günümüzde bilimsel bilgi olarak tanımlanan durum ekseninde düşünüyorum. bu koşulda iki tane, kendimce önemli saydığım durum ortaya çıkıyor:
bunlardan birincisi: yukarıda bahsettiğim şekildeki bir bilimsel bilgi, sadece küçük bir komün içinde pratik anlamda değer taşıdığından, genellikle o bilgi (eğer bilgi elde edilirken çok spektaküler bir yöntem kullanılmadıysa) halkın erişebileceği bir yerde durmuyor (basın yayın organlarından söz ediyorum). kaldı ki, basın yayın organlarının çoğunda yer alan ve haber niteliği taşıması istendiği için o bilginin gerçek anlamıyla hiç ilgilenmemiş ve ilgilenmeyecek olan kişiler tarafından (ki ilgilenmek zorunda değiller) spekülatif bir forma sokulan sözde-bilimsel verilerin; en entellektüellerimiz tarafından bile "bilim, bize yeni hastalıklar sunmaktan başka birşey yapmıyor, biz naifken daha mutluyduk" şeklinde okunması da çok ilginç bir bilinç düzeyidir (ki bunun psikanalitik anlamlarını merak etmiyor değilim). kısacası, günümüz koşullarında bilimsel bilginin nasıl birşey olduğunun ve herhangi bir elit sosyal amaca hizmet etmeyebileceğinin kavranmasının önemli olduğunu zannediyorum.
ikinci durum ise şu: verdiğim ekstrem ve hipotetik bilimsel bilgi örneğinin, yaşadığımız zamanın koşulları ile değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 2005 yılı itibarıyle suyun kaldırma kuvveti ya da f=m.a gibi temel ve çok önemli bilimsel bilgileri biliyoruz ve bunun üzerine bir dolu şey konuldu. sözde bilimin-tanrılaştırılması yaklaşımınında görmezden gelinen bir durum var: tüm insanlar, her nedense*, gazetelerde 1. sayfa haberi ya da 10 dakikalık bir ali kırca konuşması olabilecek bir bilimsel çalışma bekliyorlar. öyle ki, çoğu zaman spekülasyonlar, gerçek bilimsel bilgilerden çok daha etkili olabiliyor. oysa bilim artık 600 yıl önce işlediği gibi işlemiyor. dünyanın binlerce merkezindeki milyonlarca laboratuvarda elde edilen önemsiz(!), minik bilgi kırıntıları, toplamda birşeyler ifade ediyor. kümülatif bilginin sentezi önem kazandıkça, review makalelerin, özgül bilimsel toplantıların, alt-bilim dallarının sayısı artıyor. bunun sonu ne? kanımca, kaos teorisini, indeterminizmi konuştuğumuz bir tarih diliminde, bunun bir sonu olmasına gerek yok.
öte yandan, bilim ve teknoloji arasındaki farktan, bilimin teknoloji (ve dolayısıyla ekonomi, ve dolayısıyla sosyoloji, ve dolayısıyla...) ile ilişkisinden en sağlıklı bir biçimde haberdar olan ve bu konuda farkındalık yaratmış kişiler -genellikle- bilim insanları iken; teknolojinin çok doğal sonuçlarından bilim insanlarının ve -burası çok enteresan- bilimin ve bilimsel bilginin sorumlu tutuluyor olması beni çok üzüyor.
bilim yapma işini yüceltecek değilim. vücudumu daha iyi kullanıyor olsaydım sporcu olmak, para işlerinden anlasaydım ticaret yapmak isterdim. kafamı biraz da iyi kullanabildiğim için, bu işi kıvırabildiğim için bu işi yapıyorum ve hayatımı bu işten kazanıyorum. diğer meslek dallarının hiçbirinden daha elit ya da steril bir alan olduğunu sanmıyorum. ancak bu işin de bir kuralı, bir namusu, bir etiği var. ben sadece, tüm meslek alanlarında aynı ortodoks(!) özenin gösterilmesi taraftarıyım. gerçekte hiçbir etik dayanağı olmayan, paradan para kazanmaya yönelik meslekler orada öylece gözümüzün önünde dururken, bilimsel bilgi üretme durumunun insani tutkularımızı azaltıyor oluşu gibi/benzeri bir teorideki yalancı-rolünün; -affınıza sığınarak- bilmemekten ortaya çıkarıldığını düşünüyorum.
- bilgiye elde etme metodlarında ulaşılan son kerte. başka biçimlerde edinilmiş bilgiyi hor görme ısrarı, bilimle uğraşanlardan ziyade manipulasyonlarına bilimi alet edenlerin haltıdır.
- (bkz: bilimcilik)
- gerçek manada bilim olduğunu en çok söyleyebileceğimiz entellektüel uğraş fiziktir. fizik ise, aslında hiçbir gerçekliğe tekabul etmeyen hayal ürünü temeller üzerine kurulmuştur bir nevi. ama ilgiç bir şekilde işe yarıyor.
(bkz: noktasal parçacık)
- evreni, dünyayı, insanları, "şey"leri anlayabilmek için başlangıç noktası.. lakin çoğu zaman paralel yürütmek gerekiyor bu öğrenme sürecini diğer olgularla..
"olaylara başka bir açıdan bakma zahmeti"ne katlanmayan bir bilimadamı ne denli güvenilir bulgularla karşımıza çıkabilir ki? ampulün nasıl icat edilmeyeceğinin 1000 ayrı yolunu bilen edison gibi olmalı belki de "bilmek isteyen".
bir de sosyal bilimlerle uğraşanların fen bilimlerinden ısrarla kaçışı düşündürmektedir beni. bu ikisini eş zamanlı yürütmek gerekir eğer gerçekten bir şeylerin bilgisine ulaşılabilmek isteniyorsa. ve evet.. sosyal bilim insanıysanız, bu paralel süreçte başlangıç noktanız fizik olmalıdır. örneğin kuantum fiziği. zaman içinde insan bu iki ayrı yol arasındaki similariteleri fark edecek, fark ettikçe bildiklerinin daha da "gerçek"lendiğini görecektir. ama elbette "gerçek"leri bilmek yeterli olmayacaktır. bu gerçekler arasındaki bağlantıları kurabilmek lazım gelir. bu sebeptendir ki holistik bir yaklaşım sergilemek en doğrusu olacaktır.
jules henri poincaré'nin bir veciz sözü ile bitirmek isterim.
"tıpkı bir evin taşlarla örüldüğü gibi, bilim de gerçeklerle örülüdür. fakat bir taş yığını ne denli ev değilse,bir gerçek yığını da, o denli bilim değidir."
- adına "modern çağ" dediğimiz dönemin rasyonel dini.
taparım.
- bilmek hâli. bağnazlık* kabul etmez.
Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.