fatih
fatih
fatih
aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : fatih için sonuçlar
fatih için diğer sonuçlar
- zafer kazanan,fetheden anlaminda arapca kökenli kelime
- istanbul'da bir ilçe.
- (bkz: avni)
- ing.conqueror
alm.eroberer
- genellikle musluman muhafazakar ailelerin siklikla cocuklarina vardiklari, cogunlukla selametcilige atfedilen isim. zengin, ust sinif musluman cocuklarinda fatih ismi cok yaygindir. (bkz: fatih erbakan)
- bide fatih kamyon vardir damperli falan..
- (bkz: faith)
- merkezi olusu,tarihi dokusu,ve sanilanin aksine yasamin tüm renklerini barindirmasi gibi özellikleri sebebiyle kişisel olarak sevdigim ,istanbul 'un ilcesi.
- (bkz: fatih carsamba)
- fet(i)h açmak demektir, fatih de açan kişi manasına gelen fail vezninde bir kelimedir.
- kocaelide her 3 erkek çocugundan 1'ine koyulan isim.
- bir hayirsizdir kendisi.insanin gozunu birkez daha acmasina, soyle bir silkelenip, eski gunleri hatirlayip biraz uzulmesine, biraz darilmasina, biraz kizmasina sebep olanlardandir :(
"iste hayat boyle" demeye varmasa da insanin dili, zorla soyleten cinsten.
- kendisiyle görüşmek için randevu almanız gerekir genelde,meşguldür o,studyodadır,sean connerydir,benzersizdir,komiktir...
- (bkz: istanbuldan fatih)
- (bkz: fatih üniversitesi)
- bir kamyon markasının bir modeli. eskiden reklamı olan model. rampada fatih, çekişte fatih, fatihe bastıkça şahlanır...*
- bbg fatih'in açmış olduğu dükkan. bir de esnaf modunda tükkanın önünde sandalye çekmiş oturmuş gözlükler gözünde, elinde sigara* of beaa... bal ne ki şeker ne ki be...
- fatih istanbul'un en eski semtlerinden biri olup beşeri bakımdan büyük çeşitliliğe sahiptir.bu semtte her kültürden,her çeşitten,her yapıdan ve her düşünceden insana rastlamak mümkündür.öyledir ki paris'te gibi yayıla yayıla dolanırken bir sokak yukarı çıktıktan sonra bir anda kendinizi kabil'de bulabilirsiniz (bkz: çarşamba).buranın bir güzelliği ise de aradığınız herşeyi rahatlıkla bulabilmenizdir.tarihi bakımdan büyük zenginliğe sahip bu bölgede nüfusun fazla oluşundan dolayı daha çok bitişik nizam görülmektedir.
fatihin bazı bölümleri: (bkz: fındıkzade) (bkz: karagümrük) (bkz: edirnekapı) (bkz: balat) (bkz: çarşamba) (bkz: koca mustafa paşa) (bkz: cerrahpaşa) (bkz: horhor) (bkz: kıztaşı) (bkz: draman) (bkz: vatan caddesi) (bkz: millet caddesi) (bkz: fevzi paşa caddesi)
- berhan şimşek'in bir röportajında
"...fatih istanbul'un merkeziydi. 7-8 sineması, tiyatroları vardı. günde üç film izlerdim. bence müthiş bir tarih ve tasavvuf derinliği vardır. daha sonra pek çok kişi ekonomik koşullarını düzeltince başka semtlere gitti. 12 eylül öncesinde m.s.p burada birtakım baskılar uygulamaya başladı. bu durumda dayananlar kaldı, dayanamayanlar gitti. daha sonraları semte yerleşen muhafazakar kesimle birlikte fatih'te oturmak sıradanlaştı diyebilirim. ilginçtir tarihte göç almayıp göç veren tek semttir belki de fatih. imar hareketleri gibi teknik koşullar ya da ekonomik şartların beraberinde sosyo-politik bir göçtü fatih'te yaşanan. fatih bence önemli bir mozaiğe sahipti bir zamanlar. şimdi de gitmek isteyip de gidemeyenler, sadece alışkanlığıyla oturanlar var." diyerek bahsettiği semttir.
kaynak: http://moradam.zen.8m.com/semt_fatih.htm
- (bkz: fatih özgüven)
- (bkz: fatih pelle)
- istanbul'un yedi tepesinden dördüncüsüdür.
hani bazen "gözlüğümü bulamıyorum" diye gezinir ya insan. gözlüğünü bulamamasının nedeni gözlüğün tam da gözlerinin üstünde olmasıdır. işte fatih de şehrin tam merkezinde kaldığı için gözden kaçmış, istanbul'un her yeri göç dalgalarıyla şişerken, apartmanlaşır, gecekondulaşırken şehrin tam da göbeğinde kalan bu yer kendi dokusunu her nasılsa koruyabilmiştir.
asıl* fatih, fatih camii'nin çevresidir.
cami, arapçada özellikle de modern arapçada "üniversite" demektir. padişahlar da sadece insanlar secde etsinler diye mescit yaptırmamış, cem etsinler* diye cami yaptırmışlar, ders görsünler diye medrese yaptırmışlar, nurlansınlar diye estetik minareler yaptırmışlardır.*
zamanının en iyi metalurjistlerinden olan fatih sultan mehmet'in açtırdığı matematik okulları bugün yok. (bkz: medreselerde müspet ilim okutulmasına gerek yoktur) o koca bilim kompleksi*nden geriye sadece güzel bir "mescit" ve bol miktarda azgelişmişlik kompleksi kalmış günümüze.
çoğu şark eserinin aksine ve çoğu eski türk eserine paralel olarak: cami'yi yaptıran iki kıta fatihi*nin mezarı, camiye oranla pek mütevazidir. yine de türbesinde yalnız yatan fatih'in sandukası tevazu içre bir görkem taşır.
kendisiyle barışık bir semttir fatih. fatih'teki her dükkanın müşterisi de fatihlidir, müşterinin gezdiği yerler de fatih'tekilerdir. o yüzden hiç bir yerde kazıklanmanız gibi bir ihtimal yoktur fatih merkezde. şehir içinde şehir gibidir adeta.
ilk bizans sarayının yapıldığı yer* de burasıdır, ilk bizans imaratorunun mezarı da buradadır. hırka-i şerif de buradadır mehmet akif*'in okulu da. sonradan gelen dincisi de buradadır, eskiden kalma dindarı da. turistin en fransızı da buradadır, evsahibinin en mihmandarı da.
doğuyla batının birbirlerinin yüzüne kilitlemeye çalıştıkları kapıyı açan* anahtardır fatih*.
- turkiye'nin bircok ilinde oldugu gibi trabzonda da mevcut olan bir mahalle adi.
- 40 kişilik sınıftaki 6 arkadaşın ismi hepsine ayrı bir isim takmak veya soyisim kullanmak gerekiyor
- akıllara gelen ilk şey fatihin haydar veya kasım gürani gibi adı bile kimilerine korkunç gelen mahallelerinin sokaklarında volta atan sakallı, cüppeli ve tabii ki ağzından köpükler fışkırtan yobaz imgesidir fatih denildiğinde. nedense fatihin her mahallesinde minyatür birer islam cumhuriyeti kurulduğu gibi hatalı düşünce sahipleri de vardır. fatihi sultanbeyli gibi post modern bir islami gecekondu mahallesi sananlar da vardır. kısacası birçok bakımdan istanbulun en az tanınan ilçelerindendir fatih. büyülüdür, içine girildiğinde zaman bile durur gibi olur. ilk ürkekliği üzerinden attıkça insan, bacaklar açılır ve sanki gizli bir ses yönlendiriyormuş gibi örümcek ağı misali sokakları arşınlamaya başlar. kardeşi sayılabilecek eminönüyle birlikte fatih, istanbulun en uhrevi tarihsel arka planına sahiptir. üstelik bu tarihsel arka planın zenginliği anlata anlata biraz zor bitirilecektir. denir ki bizanstan kalma birikim olsun, osmanlının mirası olsun sur içindekinden daha zengini bulunmaz (belki eyüp bir istisna olabilir, bizans eksiğiyle). 28 mart 2004 belediye seçimleri öncesinde muhafazakar partilerden birinin fatih belediye başkan adayı hatırladığım kadarıyla fatihle eminönüyü birleştirip tek bir ilçe haline getirmeyi vaad etmişti. onu diyen seçilemedi...
öncelikle şu yobaz imgesinden bahsedelim biraz. şişli, kadıköy, beşiktaş gibi semtlere nazaran fatihte oturanlar kendilerini mümin olarak tanımlamaya daha düşkündürler. ama bu, fatihin ağızlarında sürekli köpük üreten cüppelilerle dolduğunun kanıtı değildir. eğer duruma yobazlık gibi dar bir açıdan bakılacaksa bile o zaman bağcılar, bahçelievler ümraniye ve tabii ki sultanbeyli gibi ilçelerin yobazlığı daha bir geçer akçedir. veya şöyle söyleyelim; o semtlerle karşılaştırıldığında fatihe yobaz yatağı demek biraz zordur. vallahi zordur. ama fatihin sakinleri de ateizmi benimsemiş veya agnostisizme olan düşkünlükleriyle tanınmış insanlar arasında yer almazlar. müslümandırlar, genellikle de mümindirler. hakikaten kudurmuş, azgın yobazların adedi gerçekten azdır fatihte. mini etekle sokağa çıkan bir kadın veya uzun saçlı bir erkek de "tiz urun kellesini!" çığlıklarıyla ortadan kalkmayacak, en kötü ihtimalle tatsız bakışların hedefi olacaktır (ki bu ihtimal de fazla değildir). gerçekten yobaz denebileceklerin yaşadığı yer çarşamba civarıdır, ki ben bu insanlar için yobaz tanımlamasını kabul etmiyorum. evet, herkes bilsin ki ben çarşambaya gittim ve kimse bana iğne batırmadı, sövmedi, kılığımdan dolayı bana çatmadı. üzerimde pembe bir tişört, yeşil bir ceket ve mor renkli ayakkabılar vardı. dostane davranıldı bana, içten davranıldı. hatta yaşını başını almış bir hacı amca bana çay bile içirmekte ısrar etti. güzel insanlardı hepsi. onlardan korkanlara güldüm o anda, kahkahalar atarak. müslümanların kendi inanç ve talepleri doğrultusunda oluşturdukları bir ghettoda yaşamalarını da anlayabiliyorum. keşke böyle olmasa, sünnete ve ila'yı kelimetullaha inanmış müminler kendilerine küçük adacıklar oluşturmak zorund kalmasalar. murat belgenin çarşamba hakkında yazdıklarını hatırlıyorum istanbul gezi rehberinde. bir tepkisellikler toplumunda yaşadığımızı söylüyor ve çarşambadaki giyim anlayışını (ki tesettürün en uç yorumuna bağlıdır) bir çeşit müslüman punkı olarak gördüğünü, anlayışla karşıladığını belirtiyordu. ben de katılıyorum bu görüşe.
fetihin merkezi ve sonrasında ilk müslümanların yerleştirildiği yer oluşu, külliye öğrencilerinin ve ulemanın meskeni oluşu dolayısıyla fatihin büyük kısmında fetih ve islamiyetle ilgili imgeler girift bir miras gibidir. birçok bakımdan hem istanbulun hem de devletin yönetim bölgesiydi fatih. osmanlı devletinin ulemasının, bilginlerinin ve kimi devlet adamlarının yaşadığı semtin de osmanlının mirasını her anlamda üstlenmesinde olağanüstü bir durum göremiyorum. üstelik fatih, bu yönüne rağmen kesinlikle kozmopolittir. balatta artık yahudi cemaatine mensup az kişi kalmıştır, fenerde de pek rum yoktur ama bunun sebebi fatih halkının yobazlığı değil gayrı müslimlerin 1800lerin başından ortalarına kadar uzayan bir dönemde bölgeyi bırakıp pera civarına yerleşmesidir (1900lere doğru küçük bir topluluk da şişliye yerleşti, kurtuluştaki ermeni topluluğunun bir bölümü fatihten göçmüştür). fatih bu özelliğiyle de osmanlının küçük ölçekli bir versiyonu gibidir. camiilerin, sinagogların ve kiliselerin birlikte varolduğu bir bölgedir. kimse komşusunu ümmet-i muhammede dahil olmadığı veya isa mesihin yolunu izlemediği için kıtır kıtır kesmez. akıllar alan tarihi zenginliğinden bahsetmiyorum, gidin kendiniz görünüz. ağzınızı açık bırakacak kadar görkemli yapılar veya ince işçilik eseri olan ve ustasının el becerisine hayran olacağının zarafete sahip yapılar göreceksiniz. hayran olmadıysanız boşverin, sizi bağcılara alalım. bugün "çingene mahallesi lan oralar!" tepkisiyle dudak bükülen karagümrük, belki inanmayacaksınız ama bir zamanlar, çok değil1800lerin ortasına kadar istanbulun en gözde semtlerindendi. inanmıyor musunuz? pekala, o halde sizi esenlere alalım.
fatih, 1960lardan sonra demografik açıdan önemli bir değişim yaşadı. öncelikle ilçeden önemli bir göç yaşandı ve nüfus çok düştü. ardından istanbul dışından gelenlerin ilk duraklarından biri oldu. çocukluğun soğuk gecelerinde anlatır tezer özlü; ailesi simavdan gelmiş ve fatihe yerleşmiştir. fatih, en azından 1950lerde anadoludan gelenler için geçici bir yerleşim yeridir. istanbulda bir süre yaşayıp hayatını düzene koyduktan sonra bu aileler genellikle üsküdar, kadıköy veya beşiktaş gibi (eğer maddi durumları uygun ise) ilçelere geçiyorlardı. tam tersi bir durum sözkonusu olduğundaysa zeytinburnu ve gaziosmanpaşaya taşınılıyordu. 1970lerle birlikte fatihin ahalisi ilçeyi terketmeye başladı. günümüzde fatihten dışarı göç çok azalmış durumda ama fatihin nüfusu istanbulda artmayan, azalan ilçe nüfuslarından biri, şişli gibi tıpkı.
çok eski bir ilçe olduğu için ve yerleşim bizansa kadar gittiği için fatihin nizamlı sayılabilecek bir topografyası vardır. kırsal nüfusu yoktur, gecekondusu da yoktur. betonlaşma, her semtinde kendini göstermektedir fatihin ama gözleri korkunç derecede rahatsız ettiği yerler az gibidir. tam 69 mahallesi vardır fatihin. ulemanın, bilginlerin ve şairlerin meskeni olduğu için mahalle isimlerinin çoğunu onlardan almıştır. paşaları da unutmayalım.
gerekli bir bilgiyi hemen vereyim de içimde kalmasın. sulukule adlı bir mahalle yoktur. evet, doğru duydunuz. gırgıriyeyle filan yıllarca kandırdılar sizi. sulukule diye bir mahalle yok. peki nasıl olur bu? şöyle ki sulukule mahallesi, 1960ların başında yerle bir edilmiştir. fakat sulukule caddesi halen ortadadır. sulukule caddesiyle temas halinde olduğu için sıklıkla yıllar önce yıkılan sulukule mahallesi sanılan yer aslında neslişah mahallesidir. eski sulukulenin sakinleri, yakındaki neslişaha göçmüştür. kimisi de yedikuleye, kazlıçeşmeye gitmiştir, hatta kuştepeye göçenler bile olmuştur. ancak sulukule yerlisinin en önemli göçü neslişaha olmuştur. işte bu yüzden, sırf bu yüzden işte, sulukule aslında neslişahtır. fena bir ifade oldu ama ne yapalım...
Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.