10 sene sonra gelen edit: sonu iki noktayla biten cumleleri yazan 20 yasimdaki kendime nasil bir hirs, nasil bir kin besledim bunlari gordukce, anlatamam sevgili okuyucu. tipe bak ya, bugun tanisam agzini yuzunu yamulturum. super muper demisim bir de, iyy be, iyyh.
herseyin oldugundan daha abartili gozuktugu gorsel anilar
trabzon'da aylik olarak yayinlanan ve 10 yildir araliksiz çikan 'foto forum' isimli dergide yer alan bir kösede, abonelere laz usulü kafiyeli manilerle birlikte fotograf dersi veriliyor.
karadeniz teknik üniversitesi mühendis-mimarlik bölümü ögretim üyesi yrd. doç. dr. mustafa resat sümerkan tarafindan 10 yildir araliksiz çikartilan ''foto forum'' isimli aylik dergideki, ''kemençe esliginde fotograf dersleri '' konulu bir köse herkesin ilgisini çekiyor.
her sayisi merakla beklenen dergide, abonelere laz usulü manilerle birlikte fotograf sanati ayrintili bir sekilde anlatiliyor.çekim, filtre, diyafram, objektif ve filmler gibi çesitlifotograf bilgilerinin verildigi bu kösede her konu 18 misra ile anlatiliyor.
yrd. doç. dr. sümerkan, ''amacimiz insanlari sikmadan onlara fotograf sanatinin ayrintilarini mizahi bir dille anlatmak. bu kösemiz bir hayli de ilgi gördü'' dedi. derginin her sayisinda yer alan laz usulü derslerden bazilari söyle:
ders konusu: diyaframlar
dügün güni gelende göge mermi saçulur diyafram göze benzer kisilur da açilur
barmaklarum üsidi diyafram açamadum kaynatam basti bizi becerip kaçamadum
vermez ise bubasi anlasur da kaçaruk az isikli yerlerde diyaframi açaruk
ders konusu: filtreler
karadag ormaninda kovaladim ayiyi hava sislendugunde kullaniruk sariyi
baktum karsida rize taktum bi polarize net ettum besyüzlugu geldik yarlan göz göze
mavi renkli filitre tenleri koyi eder süt beyazi fadimem birdanbire oldi esmer
ders konusu: objektifler
gelinler ellerine kina yakarlar kina teleylan bakilinca aysem gelur yakina
bi evde iki baci allahum bana aci yarim sigmaz vizöre yok mi bi genis açi
haçan girdi horona titrer idi omizi böcuk çekilaceksa takaruz makromizi
ders konusu: fotograf çekimi
dik tutup makinayi vizöründen bakaruk alan derinluguni diyaframlan saglaruk
yüksek enstantaneylan çekilur uçan ari günes battiktan sonra kullanun b ayari
perde obtüratörün püsküli ben olayim kablo denklansör gibi belune dolanayim
ders konusu: filmler
filimum yüksek asa gren yapacak gren yitirdum fadimemi yokmidur oni gören
filimin üst tarafi gümüs kaplidir gümüs gel karanlik odama edelum senle cümbüs
filim çektim bin asa diyafram kisa kisa kaynanam koyi çikmis ne gam ettum ne tasa
bi trilyon borcunda olsa bi makine gorunce bakip siritarak yillar sonra o resme bakinca o zamanlar ne kadar da mutluymushum demene sebebiyet veren kagit parchasi; kendini, etrafindakileri kandirma araci (bkz: maske) (bkz: palyaco)
daha önce gerçekleştirdiği kısa film çalışmalarıyla ve yine kısa bir film olan “toprak”la çeşitli ülkelerde aldığı ödüllerle adından sözettiren kazım öz’ün ilk uzun metrajlı filmi. 6. milano film festivali’nde en iyi film ödülünü aldı.antonieta de lillo, giovanni de mauro ve ugo la pietra’dan oluşan jüri, katılan filmlerin hepsini değerlendirdikten sonra, içeriği ve kullanılan deneysel dil nedeniyle fotografa verilmesine karar verdi.
cogu insanin mutlaka bi donem el attigi sanat dali ve urunlerinin adi.aslinda ezelden beri cekilegelen dogumgunu,esh dost,dugun fotograflari ne kadar sanata girer o da muammadir. nicin diye sorulursa; insanlar daha sonradan bakip bakip huzunlenecekleri seyleri severler, yasanan ve tuketilen onca gunun bi kaniti olmalidir. nostalji amacini gecersek; sanat olayinda ise olani daha guzel gostermek ya da tepetaklak etmek eglenceli ve yaraticidir, gercekten guzel olabilir. yine de insan dusunur o aani yasamali miyim yoksa yakalayip hapsetmeli miyim?
"an" i belgelemek.. benim hastaligim, insanlarin bana kufredis sebebi .. eskiyi hatirlamanin, hayallere dalmanin en gusel yolu ..
camera obscura fotografin ve fotografciligin temeli olmustur. ve latince kelime anlamlari oda ve karanlik olan bu yontem kisaca cok karanlik bir odada pencereye ufak bir delik acip isigin geldigi yonun karsisindaki duvara bakiyorsunuz. karsinizda arkanizdaki manzara tum canliligi ile duruyor olacak anacak tepe taklak olarak.. yani hersey ters gorunecek. bu aslinda yuzyillardir bilinen bir fizik kurali iken fotografin gelisiminin ilk adimi olmasi cok etkileyici.
cihangir'de savoy pastanesinin tam karşısında bulunan kafenin adı. güzel havalarda bahçesinde kahvaltı yapmak çok eğlenceli. yağlı, ballı, yımırtalı, çilek reçelli, salamlı falan güsel bi kahvaltı tabağı getiriyolar. yanında da kızarmış ekmek bi de çay.mm nefis..
kadraja alınandır önce.ama çoğu zaman fotografın kadrajdan ibaret olduğuna dair bir yanılgı yaşanır ki fotografın dışı da en az kendisinde taşıdığı kadar önemlidir.
hobi olarak elealındıgında cok zevklı ekmek parası gozuyle bakıldıgında ızdırap anlamına gelır.guzel sanatlar fakultesı fotograf bolumunde okunuyorsa zorakı ekmek parası manasını tasır.fotograf pıyasasına cıktıgınızda cevrenız yoksa aclık anlamına gelır.elıne her makına alan cok bı super asmıs bıtırmıs fotografcıdır.son donemlerde dıjıtal olanı makbul olsada kımyasal fotografın tadını hıcbırsey yakalayamaz. (bkz: dıjıtal fotograf ıcad oldu mertlık bozuldu)
insanda her türlü etkiyi yaratabilecek kağıt parçası.kaybettiğiniz birini unutmamak,yakında kaybedilebilecek insanları sonsuza kadar saklamak,dönülemeyecek günleri yakın kılmak,huzursuzluğu dindirmek,huzursuzluğu abartmak gibi görevleri vardır.
dört kişi parkta çektirmişiz, ben, orhan, oktay, bir de şinasi... anlaşılan sonbahar, kimimiz paltolu, kimimiz ceketli yapraksız arkamızdaki ağaçlar... babası daha ölmemiş oktay'ın ben bıyıksızım, orhan, süleyman efendiyi tanımamış.
ama ben hiç böyle mahzun olmadım; ölümü hatırlatan ne var bu resimde? oysa hayattayız hepimiz.