grev

grev

grev

aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : grev için sonuçlar

grev için diğer sonuçlar

  1. (bkz: grev ve lokavt hakki)
  2. iscilerin sosyal, ekonomik nedenlerle toplu halde is birakmalari.
  3. bir suc sayilmasi ile bir hak sayilmasi arasinda sadece 30 yil bulunan eylem .
  4. (bkz: grev kırıcı)
    (bkz: grev gözcüsü)
  5. (bkz: lokavt)
  6. ayni zamanda orjinal adi stacka olan ve ayzenstaynin ilk filmi.
  7. sozlerini attila ilhan'a ait olan ahmet kaya sarkisi...

    oy bilesen ki ben haa
    tas doven demir doven
    oy bilesen ki ben haa
    toz toprak icinde sanli
    sufakatim vakti coktur
    ellerim magrur yavru
    oy bilesen ki ben haa
    yerden cevahir soken
    zincirini yitirmis dev
    erken yukseldi feryadim
    grev hakkimi isterim
    grev hakkimi isterim
    grev !
  8. türkiye'de ilk kez 1908 yilinda balikesir'de karaaydin maden kumpanyasina karsi yapilmistir.
  9. işçilerin haklarını korumak/yenilerini elde etmek için yaptıkları iş bırakma eylemidir.isteklerini güzellikle dile getirip elde edemeyen emekçiler,davul-zurna,tencere-tava,halay-çığlık kombinasyonlarıyla seslerini duyurmaya çalışırlar.bide bunların sözcüsü vardır ki,iş veren en çok bundan kıl kapar ama işten attığı anda başka bir grev başlayacağını bildiği için ağzını bile açamaz.

    ayrıca zor bir uğraştır.
  10. sözcüğün hikayesi benim çok hoşuma gitti, sizlerle de paylaşayım:
    eskiden fransa'da, paris'te greve meydanında amele pazarları kurulurmuş (hani şu, işçilerin gelip iş beklediği pazarlar). işten ayrılan bir işçi, iş bulabilmek için bu pazara gidermiş. giderken de "hoca ben isi biraktim, grev'e (yani greve meydanına) gidiyorum, hadi eyvallah" dermiş.
  11. bugun beyoglu belediyesi fen islerine bagli iscilerin yaptigi eylem.
    hem de biz salak gibi vidanjor gelecek diye beklerken.
  12. (bkz: lucky strike)
  13. fransızcada kum demek..pariste işçiler işi bıraktıkları zaman seine nehrinin kenarına gidip yururlermiş..buna da 'faire la greve' derlermiş..yani grev yapmak.
  14. grev sosyal bir performanstir da ayni zamanda. iscilerin ya da isci sinifinin toplu olarak eylem yapmasi, bir sekilde varligi hatirlanmayan ya da ozellikle unutturulan bir sosyal grubunun varliginin dosta dusmana ilan edilmesidir. isciler biraradadir ve kendilerini bolerek ya da tek tek tehdit etme yoluyla disipline etmeye calisan kapital sahiplerine karsi seslerini butun olarak duyururlar.

    eskiden hersey cok guzeldi nostaljisine dalmak cok yararli olmasa da her zaman, zaman icindeki degisen grev pratiklerine ve grevin (ve de lokavtin) toplumda- daha dogrusu kamuoyu olusturacak kamusal mecralarda, ornegin medya gibi- nasil algilandigina bakmak, degisen zamanlar, giderek saga dogru kayan politik terazi ve de giderek hepimizin icsellestirdigi neoliberal hegemonya konusunda bize bir fikir verebilir. diyebiliriz ki, grev denen eylem bicimi, "sorun yaratan iscilerin" sistemi zaafa ugratan sacmaliklari olarak algilanmaya baslandi bugunun neoliberal dunyasinda. bir hak, bir kolektif ses verme bicimi olarak degil, yedikleri ekmege burun kiviran, hep daha cok isteyen simarik yaramazlarin isi olarak gorulmeye baslandi grev, ozellikle atlantik'in amerika kiyisinda.

    tum bunlari dusunmeme yol acan hikayeye bugun bir klinikte sirami beklerken okudugum bir dergide rastladim. "meeting professionals" adinda bir dergiydi yanilmiyorsam. ne sayisini hatirliyorum ne de derginin tam basligini. yine de yazinin icerigini cok cok iyi hatirliyorum. amerika'da son zamanlarda siklikla rastlanan otel iscileri grevleri hakkinda bir yaziydi bu. yazinin basligi "planning for a strike" idi. ilginc bir baslik diye gecirirken aklimdan, bu dergide boyle bir yazinin ne isi var diye dusundum. zira basligin bir tercumesi, "bir grev icin hazirlanmak" seklinde dusunulebilirdi. bu da nasil daha etkili grev yapilir, nasil isveren ikna edilir tarzindan sorulara cevap arayan bir yazi imaji ciziyordu.

    ilk satirdan sonra tabii ki, derdin ne oldugunu anladim. dert son zamanlarda amerika'daki otellerde rastlanan grevlerle karsilasan bir "meeting professional'in (yani toplanti/konferans/convention organizatorunun) bir grevle karsilasmasi olasiligina karsi ya da boyle bir olasiligin gercek olmasi durumunda neler yapmasi gerektigini ozetliyordu.

    yazidaki ilk tavsiye profesyonel organizatorun oncelikle ayarladigi oteldeki iscilerin sendikali olup olmadigini kontrol etmesiydi. gizli kapakli bir sekilde verilen mesaj sendikasiz olan iscilerin secilmesi gerektigiydi (cunku sendikali olanlari sorun cikarabiliyordu iscilerin...) diyelim ki sendikasiz isci calistiran otel bulunamadi, onceden butun kosullar konusunda otelle anlasilmaliydi. bir grev olmasi durumunda organizasyon rezervasyonunu iptal etmek hakki organizatore verilmeliydi. (yani otel bir anlamda, sendikali isci calistirdigi icin cezalandirilmaliydi)

    ayrica artik sigorta sirketlerinin greve karsi da sigorta yaptigindan bahsediyordu yazi. yani bir organizasyon yapiyorsaniz bir sigorta sirketiyle konusmali, depreme, yangina, sele karsi nasil sigorta yapiliyorsa, iscilere karsi da sigorta yapmaliydiniz. isciler, yani bu akilsiz, kontrolsuz, ve modern ekonomiden anlamayan "kalabalik", aynen ne zaman gelecegi hicbir zaman belli olmayan bir yagmur gibi ya da deprem gibi, bir dogal afet yaratabiliyordu grev yaparak. ve buna karsi "korunmasi" gerekiyordu isci olmayanlarin (o otelleri gunlerce kiralayacak kadar parasi olanlarin). ayrica boylece isciler aynen trafik kazalari gibi bir sigorta objesi, bir istatistik, modern dunyanin kagit uzerinde dikkate alinmasi gereken detaylari oluyorlardi.

    boyle bir analizden eksik olan tabii ki, o iscilerin calisma kosullari, yasama kosullari, karsilastiklari zorluklar, kendilerinin ayda kazandigi paranin en az on katini bir gecede harcayabilen insanlara karsi duyduklari garip nefret iliskisi oluyordu. kapitalizmin ve onun orgut ve kurumlarinin daha rahat islemesi icin gerekli kosullari yerine getirmenin onundeki tum engeller kaldirilmaliydi. grev denen ve insanlarin hayatlari hakkinda en zorda kaldiklari anda yaptiklari bir eylem bile artik bir "soruna" (disturbance) indirgenmisti ve sistemin carklarina ufak bir centik attigi icin bu sorunu gidermenin yollari bulunmaliydi. disiplinli bedenler yaratmak ve kapitalist sistemin saat gibi islemesini saglamak icin insanlarin feda edilmesi gerekiyorsa, bundan kacinilmamaliydi.

    yazini bitisi cok daha manidardi. konferans organizasyonu yapan profesyonellerin oncelikle tespit etmesi gereken sey, picket line'i cross edecek insanlar olup olmadigiydi konferans ya da organizasyon katilimcilari arasinda. yani grev gozculerinin durdugu kapidan ellerini kollarini sallayarak ve de vicdanlari sizlamadan gececek neoliberal hanim ve beyler mevcut olup olmadigini anlamak gerekiyordu. belki de yazinin bagrilmadan verilen mesaji da, "boyle "cagdisi" duyarliliklari olan bir gruba organizasyon yapacaksaniz, ugrasmayin, degmez" demekteydi.

    artik sadece parasi olanlarin ve sistemin kurallarina tamamen riayet eden disiplinli vucutlarin varolabilecegi bir dunyada yasiyoruz galiba. sistemin paradokslarini ve celiskilerini gormemek de elbette bu tarz bir sistemin gucunu artirmaktan baska bir seye yaramiyor. yine de karsi gelinen ve muhalefet edilen canavarin da farkinda olmakta fayda var. cunku bugun takim elbise giyen her insanin icinde bir yerlerde beyaz gomlegin sadeligi altindan basini uzatmis bize bakan acgozlu ve agzi salyali bir canavar var.
  15. toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt kanunu'nun 25.maddesinin ilk fıkrasında tanımlandığına göre "işçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak veyahut bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denilir."
    yine aynı madde grevi "kanuni" ve "kanun dışı" diye ayırmaktadır. 2.fıkraya göre kanuni grev "toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin iktisadi ve sosyal durumlarıyla çalışma şartlarını korumak ve düzeltmek amacıyla bu kanun hükümlerine uygun olarak yapılan" grevdir.
    kanunumuz siyasi amaçlı grev, genel grev ve dayanışma grevini kanun dışı saymıştır. ayrıca işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme gibi faaliyetler grev kapsamına alınmamış, "direniş" olarak tanımlanmışlardır. kendilerine kanun dışı grev müeyyideleri uygulanır.
  16. bruksel'de emeklilik sistemine karsi yapilmasi dusunulen yasa degisikliklerini onlemek icin son bir ayda ikinci kez gerceklestirilen, basta toplu ulasim, alisveris merkezleri, supermarketlerin katilimi ile sehri kitleyen eylem. hos gerci bu adamlar keyif duskunu, grand place'da gosteri yapmak yerine giydikleri kirmizi ve yesil kiyafetler ile bol bol maytap patlatan, slogan atmayi birakin alkis bile etmeyip saga sola yuruyen, grand place ve cevresinde turistik pub ve cafelere oturarak biralayan kisilerce gerceklestirilmektedir. bugun bruksel'in redlight district'inde iki isci sendikasinin bayraklarina kusanmis ablalar da yok degildi.
  17. kibris'ta ogretmenlerin (oncelikle ortaokul ogretmenlerinin), memurlarin ve dau personelinin son zamanlarda 8-5 arasi en cok gerceklestirdikleri eylem.
    (bkz: 19 aralik 2005 dau sen suresiz grevi)
    (bkz: ktoeos)
  18. ahmet kaya nin bir sarkisinda geciyordu. nakarat bolumunde grev grev grev diye bagiriyordu. sanki tabanca efekti gibi. komikti, patrona grev grev grev.
  19. ornegin eksi sozluk yazarlari grev yapsaydi cok ilginc olurdu. boyle yuruyus filan duzenliyo suserler, ellerinde "seattle sismani suser dusmani" gibi pankartlar tasiolar.* sol taraftaki basliklar listesi hemen hic kipirdamazdi herhalde. birkac grev kirici* disinda kimse entry girmedigi icin muhtemelen oyle olurdu. tabi buna karsi sozluk yonetiminin de logout hakki denen* sozlukten ucurma hakki olurdu.
  20. çalışanların, çalışma koşullarını kendi lehlerine değiştirmek, yeni hak ve menfaatler sağlamak amacıyla, kendi aralarında karar vermek suretiyle bir işyerinde, işkolunda ya da ülke çapında belirli ya da belirsiz bir süre için çalışmaya ara vererek taleplerinin kabul edilmesini sağlamalarıdır.

    genel olarak grev, çalışanların işverene isteklerini kabul ettirmek ve onlara bu yönde baskı yapmak için topluca işi bırakmalarıdır. grav bir hoşnutsuzluğun ifadesi, baskı kurmanın bir aracıdır.

    doğal olarak grev geçici bir süre için kullanılır. talepler işveren tarafından kabul edilirse grev sona erer. grev, esas olarak uyuşmazlık halinde kullanılır.

    grevin özelliği, tek tek bireylerin hakları için baskı kurmaları olanaksız olduğu için topluca yapılmasıdır. grev bilinçli bir davranıştır, bunun için çalışanların kendi aralarındaki bir karara ya da çoklukla da sendikaların kararı üzerine yapılır.

    grev işin durdurulmasıdır. bir üretim yapılıyorsa, üretimdurdurulur. bir hizmet sürülüyorsa, hizmet artık sunulmaz.

    grev çeşitli amaçlar için yapılabilir. amaç ; işyerindeki sorunlar, başka ülkelerin çalışanlarıyla dayanışma, yasa değişikliğini sağlama, bir hükümetin değiştirilmesi, demokrasiyi ortadan kaldırmayı hedefleyen askeri darbelerin önlenmesi olabilir. ancak yaygın olarak toplu sözleşmelerdeki uyuşmazlıkların çözümünde demokratik bir hak olarak kullanılır. amaçsız grev olmaz ve grev süresi bu amaçla sınırlıdır.

    grev toplu bir harekettir. çeşitli biçimler altında uygulanabilir. bütün işyerlerinde yaşam durdurulabilir, belirli aralılarla ve kısa sürelerle çalışmaya ara verilebilir. işyeri terketmeme ya da genel grev şeklinde yapılabilir.
    grev ya da iş bırakma, çalışanın üretim üzerindeki gücünün göstergesidir. çalışan bir malın üretiminde veya bir hizmetin sunulmasında çalışır. bu çalışma sürecinde işveren çalışanı ezmeye çalışır. bu sömürü ve ezmeye, aşağılamaya karşı çalışanın en genel, en yaygın ve en etkili örgütlü tepkisi grevdir. kısaca grev üretimi durdurmaktır.

    kapitalist toplumlarda emeğini satanlar, emeği alanlar arasında bir çıkar çelişkisi vardır. birinin çıkarı diğerinin zararmadır. grev bu çelişkinin toplusözleşmelerde çözülememesi üzerine ortaya çıkar.çalışanların grev hakkının olmadığı durumlarda isteklerin işverene kabul ettirilmesi kolay olmaz, işveren, üzerinde bir baskı hissetmediği zaman talepleri kolayca reddedebilir. işte grev, işveren üzerinde bir baskı kurma, taleplerin kabulünün daha kolay sağlanması için önemlidir.

    toplu sözleşme görüşmelerinin mutlaka anlaşmazlıkla sonuçlanması gerekmez, işveren çözümsüzlük halinde çalışanların greve gidebileceğini bilidiği için, talepleri daha kolay kabul edecektir. aksi durumda çalışma ve yaşama koşullarımızın lehimize değiştirilmesi güçleşecektir.

    bütün demokratik ülkelerde grev hakkı ve özgürlüğü işverenler karşısında çalşanların, sendikaları aracılığı ile pazarlık gücünü sağlamak amacıyla tanınmıştır. grev hakkı konusunda sınırlamalar ve kısıtlamalar ülkeden ülkeye değişmektedir.

    ilo 87 ve 98 sayılı sözleşmelere dayanarak kamu emekçileri de dahil tüm çalışanlara grevi ilke olarak tanımaktadır.

    grevin biçimlerine ilişkin ilo karaları şöyledir: iş başında iş durdurma, iş yavaşlatma, kuralı tamı tamına uygulama ve oturma grevi türü eylemler barışçıl olmaktan çıktıklarında, kısıtlanabilmektedir. ilo ilke olarak siyasal amaçlı grev dahil olmak üzere hiçbir biçimi reddetmez.

    ilo, grevin yalnızca temel hizmetlerde kısıtlanabileceğini belirtmektedir. temel hizmetler olarak kastedilen, "yalnızca aksaması durumunda nüfusun tamamının veya bir bölümünün hayatını, kişisel güvenliğini veya sağlığını tehlikeye sokacak hizmet ve faaliyetlerdir".
  21. türkiye’de grev hakkı,uluslararası normlara ( ilo sözleşmeleri,1961 yılında imzalanan avrupa sosyal şartı ve 1999 yılında yürürlüğe girerek bu sözleşmeyi güncelleştiren “gözden geçirilmiş avrupa sosyal şartı”) , grev hakkını “temel haklar” arasında kabul etmektedir. nihayet grev hakkı, bir avrupa birliği belgesi olan “çalışanların sosyal temel hakları topluluk şartı” ile de esas olarak ilo ve avrupa konseyi normları çerçevesinde temel bir hak olarak düzenlenmektedir. aykırı ve birçoğu doğrudan anayasa’dan gelen sayısız kısıtlamalara, yasaklamalara tabidir. grev hakkını düzenleyen 2822 sayılı toplu iş sözleşmesi grev ve lokavt kanununda “yasadışı grev” kavramıyla ifadesini bulan bu kısıtlama ve yasaklamalar son derece ağıryaptırımlara bağlanmaktadır.

    grevin yasadışı kabul edilmesi durumunda işveren bu greve katılan işçilerin iş sözleşmelerini derhal ve tazminatsız olarak feshedebilmektedir. ayrıca grev yüzünden işverenin uğradığı zararlar, greve karar veren işçi sendikası tarafından karşılanacak, grev herhangi bir işçi kuruluşunca kararlaştırılmaksızın yapılmışsa zararlardan sorumlu tutulacak olanlar bu greve katılan işçilerin kendileri olacaktır. yaptırımlar bunlarla da sınırlı değildir. kanunda belirtilen şartlar gerçekleşmeden grev kararı alınması durumunda, grev uygulanmasa bile bu kararı verenlerle, bunu teşvik edenler, zorlayanlar veya propagandasını yapanlar bir aydan üç aya kadar hapis ve ağır para cezasına mahkûm edileceklerdir. grev uygulanmışsa, buna karar verenleri, karar verilmesine, uygulanmasına veya greve katılmaya teşvik edenleri, katılanları ve hatta bu yolda propaganda yapanları bekleyen, üç aydan altı aya kadar hapis cezasıdır.

    grev nihai olarak eski ve doğal bir haktır. anayasa’da koşulsuz güvence altına alınmalı, anayasa ve yasa düzenlemelerinde yer alan grev yasaklarının tümü kaldırılmalıdır. grevin uluslararası hukuk normlarına uygun her türünün özgürce uygulanabilirliği sağlanmalıdır. grev ertelemeleri ilo normları çerçevesinde sınırlı olarak yasayla düzenlenmeli, erteleme süresinin sonunda sendikanın grevi özgürce başlatarak sürdürebilmesi olanaklı hale getirilmelidir. grevi toplu pazarlığın bir parçası olarak sınırlayan model terk edilerek “hak grevi” uluslararası normlar ve sendika özgürlüğü ilkesi çerçevesinde düzenlenmelidir.

    grev tüm çalışanların hakkıdır. 4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları kanunu kaldırılarak, tüm sendika hakları gibi grev hakkı da tek bir yasayla ve tüm çalışanları kapsayacak şekilde düzenlenmelidir.

    grevin başarısındaki en önemli faktörlerden olan grevin zamanlaması üzerinde sendikaların egemenliğini kıran toplu pazarlık prosedürü, tüm bildirim ve süre koşullarını da kapsayacak biçimde kaldırılmalıdır. grev kararının alınmasının süre koşullarına bağlı tutulması, alınan grev kararının karşı tarafa tebliğ edilmek üzere notere verilmesinin zorunlu tutulması ilo normlarına da aykırıdır. benzer şekilde grev ve lokavt kararının karşı tarafa tebliğinden itibaren altmış gün içinde ve karşı tarafa noter aracılığıyla altı işgünü önceden bildirilecek tarihte uygulanabilmesi zorunlulukları ve bunların yaptırımları da, ilo normlarıyla bağdaşmamaktadır. sadece uluslararası normlara uyum açısından bile bu bildirim ve süre sınırlamalarının tümünün kaldırılması gerekmektedir.
    grev hakkının hukuksal çerçevesinin çizilmesinde esas olan sendika özgürlüğünün güvence altına alınması olmalıdır.
  22. paris'te devrimden önce iş arayan işçilerin toplandığı, seine nehri kıyılarındaki grève meydanı'ndan türemiştir. dolayısıyla on dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar fransızcada "grevde olmak", insanın işinin olması anlamına gelmiştir. daha sonraki sosyal çatışmaların ardından kavram evrilerek bugünkü anlamını bulmuştur.
  23. sermayedarların ve azgınlaşan kapitalist düzenle kardeş iktidarların korkulu rüyasıdır..türkiye özelinde daha da korkutucu olabilmektedir..neoliberal programlarını muhafazakarlıklarıyla kaynaştırıp yıllardır hükümet olanlar, medyayı yöneten holdinglerin kar hırsı, "ulusal çıkar"ları aklına sadece direniş anlarında gelen sanayi çevreleri hasılı piyasalar kimseden korkmaz grevden korktukları kadar. işçi sınıfının direncinin azalması, tarihsel süreçte 15-16 haziran'ın ardından gelen muhtıra ve darbeler ,24 ocak kararları, hakların tırpandan geçirilerek çıkartılan iş kanunları, grev ve toplu sözleşmeden uzak sendikalar kanunları kesmez onları; daha fazlası için canlarını vermeye hazırdır bu piyasa sözcüleri..

    nicedir görülmez oldu "bu işyerinde grev var" pankartları, emekçiler "grev sözcüsü" önlüğünü giymeyeli kaç zaman geçti, "grev halayları" çekilmez oldu bu sessizlikte..nasıl bir ölü toprağıymış meğer, ne vahşi bir yeni dünya düzeniymiş, nasıl da şerefsizmiş bu ağır hava.

    esecek elbet bu yel işçiden de..şimdi hava-iş ve teksif'in aldığı grev kararlarında çarpıyor yüreğim..geç bile kaldın kardeşim, hoş geldin sefa geldin..ara sıra görün emi, hatırlat emeğiyle geçindiğini unutup güce tapmaya hazır kardeşlerime kendini, söyle bir daha "emek kazanacak" diye.
  24. "grevsiz gül bahçesi ne kadar güzeldi! grevin bir işçi hakkı olduğu neredeyse unutulmuştu. emekçiler grevsiz, toplusözleşmesiz, sendikasız hatta sigortasız gül gibi geçinip gidiyordu! "iş barışı" tesis edilmiş, kişi başına 10 bin dolar milli gelir hedefine doğru emin adımlarla yürünüyordu. sırası mıydı şimdi, nereden çıktı bu grev kararları!

    önce hava-iş'in thy'de, ardından teksifin altınyıldız, vakko, yunsa, kordsa gibi büyük tekstil şirketlerinde aldığı grev kararları dünyanın en acayip işi olarak algılanıyor. özellikle hava-iş'in yürüttüğü toplusözleşme mücadelesi karşısında, hükümet büyük sermaye örgütleri ve merkez medyanın önde gelen kalemlerinden (aralarında bilim insanlarının da olduğunu ekleyelim) oluşan bir kutsal ittifak kuruldu ve taarruza geçildi.

    önce türkiye ihracatçılar meclisi (tim) başkanı oğuz satıcı grevin modası geçtiğini buyurdu. oğuz bey istikrarlı bir "anti-grev tim'i" mensubudur. 2003-2004 yıllarındaki şişe-cam grevleri sırasında da önemli vazifeler görmüş, hükümetin cam grevlerini ertelemesi için etkin bir kulis yürütmüş hatta grev erteleme davası sırasında danıştay'da müdahil olmak istemişti. satıcı'nın ardından bu kez bir bilim insanı, eser karakaş {star, 7.8.07) sendikacılığın ve toplusözleşmenin modasının geçtiğini ima etti ve thy çalışanlarına bireysel sözleşme önerdi. son olarak taha akyol {milliyet, 8.8.07) grev olursa türk ekonomisinin büyük darbe yiyeceğini yazdı. tekstil'deki grev kararın ardından ise eski bir tekstil işvereni grevin sektörde 3 milyar dolar zarara yol açacağını iddia etti {tdn, 8.8.07).

    grevin modasi geçti mi?

    grevlerin ekonomik zarara yol açması gerçeği büyük bir şaşkınlıkla karşılanıyor. birbirinden çarpıcı zarar tabloları ve felaket senaryoları gündeme getiriliyor. adeta suyun ıslak olmasına, ateşin yakmasına şaşırıyorlar. grev elbette ekonomik etkisi olan, ekonomik zarara yol açan bir araçtır. ve bu özelliği bilinerek evrensel kabul gören, uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınan bir hak. aksi halde grevin bir anlamı olmazdı. yaptırım gücü olmayan, işverene ekonomik etkisi olmayan bir grevi işçi neden yapsın, böyle bir grevden işveren neden çekinsin. ister kısa süreli olsun ister uzun süreli olsun grev tam da ekonomik etkisi nedeniyle etkin bir araçtır. ve grev böylesine ciddi bir iş mücadelesi yöntemi olduğu için sendikalar grev aracını rastgele ve güle oynaya kullanmazlar. nitekim hava-iş sendikası da grev kararının mutlaka grev uygulaması anlamına gelmediğini ve grevsiz çözümün hâlâ mümkün olduğunu vurguluyor.

    grevin modası geçtiğini söylemek ise olsa olsa bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın bir sonucudur. diğer sektörleri bir yana bırakalım, sadece havacılık sektörüne bakalım: mayıs ayı içinde italyan havayolları (alitalia) ve iskadinav havayolları (sas), haziran ayı içinde hindistan havayolları çalışanları grev yaptı. dahası fransız havayolları (air france) 1998 dünya futbol şampiyonası sırasında greve gitmişti. listeyi uzatmak mümkün ama gereksiz. demek ki "modası geçmiş" grev pek çok yerde çalışanlar tarafından hâlâ kullanıyor."*

    *aziz çelik
    http://www.birgun.net/bolum-73-yazar-94.html
  25. bir de gizli grev durumu vardır.. ücreti ödeme gününden itibaren 20 gün içinde sebep gösterilmeden ödenmeyen işçi çalışmaya bilir.. fakat bu bireysel bir karardır.. bu bireysel kararı aynı fabrikada 300 kişi de alsa grevden saylanmaz bu durum. şöyle ki işçinin bu sebeple sözleşmesi sonlandırılamaz, yerine işçi alınamaz, onun işini başkasına yaptırtamaz iş veren. ve hatta gününde alamadığı ücreti için de mevduata göre en yüksek faiz oranı uygulanır.*... yani biz birlik olduk demeyin, adına grev demeyin, yalnız birey güçlü birey'miş gibi takılın diyor burada şair
  26. Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.