eskisehirli oldugunu biliyorum.. asagidaki siiri en begendigim siiridir..
adam
-idil'e- o şehre davrandığın gibi davran bana da o şehre gittiğin gibi bana da git uçarak bana da in, bana da kon ve el salla geride bıraktığına: elveda benim küçük adamım! ufacıktan bir şehri nasıl adam ettinse, sevdinse adam gibi, beni de o şehir gibi sev! korkma sakın, adam etmez aşk beni, geç benden, benim de köprülerim var, aşkı seyret oradan, dalgın günüm geçiyor, benim de gecelerim var, danset, eteklerin fırdönsün, sen bana dön, bana eşlik et, benim de sabahlarım var, uyanmaya ne saat, ne telefon, ne kapı: bisikletin zilini dizlerini kanatan bir deli kız çalsın yeter ki! benim de parklarım var, uzanıver salkımsaçak üstüme, dalımdan tut, benim de yapraklarım var güneşli gövdene müjde eli kulağında bahar, benim de şiirlerim var, aşk konulu, senin o şehri sevmene benziyor, seni sevmeye benziyor adamakıllı serserin olana kadar
alevidir kendisi. alevi köklerine sıkı sıkı bağlıdır da.
1956 eskişehir doğumlu. odtü sosyoloji bölümü mezunu. bir süre eskişehir anadolu üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. sonra reklamcı oldu. lina salamander ve hafız takma adlarıyla da şiirler yazdı. bütün şiirleri iki cilt halinde adam yayınlarından çıktı.
"40 şiir ve bir..." isimli kitabinda, 40 $iir'den sonra gelen "bir" sudur ve soyle ifade edilmektedir:
"yine çarpıştırsak kelimeleri aşk yenildi hayal kimle beraber aşk gibi düşüyor kümeleri de şu benim efsanem es ki eski eskişehirsporum es be birader
ben ondan öğrendim düşe kalka amatör kümede aşkla gezmeyi eskişehir vefa maçlarını görseniz vefalı olurdunuz eskişehir'e karşı nerde vefa eskişehir düşüyor ellerim dönüyor alkış üşüyor"
haydar ergülen
eylül ile ilgili bir yazı yazıp, sonbahar bu kadar mı güzel anlatılır dedirten kişi
dayısı ile ilgili şiir/düz yazı karışımı bir metin yazmış idi. çok iyidir. 80 sonrası kuşağın kıymetli şairlerindendir.
gectigimiz hafta radikaldeki kosesinde yayinladigi "35c: taksim kocamustafapaşa" adlı yazisini dikkatlice kesip ayirdim. okumaya, ve tekrar okumaya değecek bir guzel yazi... http://www.radikal.com.tr/...03/08/27/haber_86574.php
eylül kadin gider ve bunun siir oldugu söylenir kadin gider ve bir sair dogar bundan (ben hangi kadindan sair oldugumu bilirim) "yazin bittigi her yerde söylenir"se kadinin gittigi de her yerde söylenir kadin gittigi her yerde siir diye söylenir: kadinin gittigi yazin bittigidir, her yerde yaz biter kadin giderse, bunun sonu siirdir, yazin sonu siirdir, siirdir askin sonu... sehir her semtiyle yazin pesine düsse yaz uzar bundan ve asklar da nasiplenir, yazin pesinde sehir, kadinin pesinde siir eylülün semtine kadar böyle gidilir bir gecede gittimdi hazirandan eylüle eylül yazdan terkedilmisti, siirse haziranda kadin tarafindan terkedildi o söylenceye: bütün ogullar anneyi bir siire terkeder! o kadin beni terkederse sair olurum ogul oldugum kadin sakin beni terketme, siirdir söylenir, yazdir biter, kadindir gider
bütün kadinlar siiri bir kadina terkeder! haydar ergülen
"haylaz bir serçenin sesinden ısındım bu ilkyaz göğüne eskimeyen bir güneşin ışıklarıyla tutuştu gövdem kadınım o çocuk yüreğin nasıl yoksul komadıysa hayatımı ela gözlerin de birer yıldızdır bu lacivert geceye düşen"
yer yer "yalaka on mode", yer yer "yengeye selamlar ilhan'cığım" tadında bir toplu tanıtım, "reklam" yazısı. mı? tek tek kitap tanıtım yazılarını anlarım da toplu tanıtım yazısını anlamaya calışmak anlayış sınırlarımı zorluyor!
//(...) sözünü ettiğim bu farklı usta/lık'ların yanında ikinci ya da üçüncü kitaplarıyla beliren iyi şairlerin de, daha iyi kitaplara imza attıkları ve adlarını önümüzdeki yılların şiirine de yazdıracak biçimde öne çıktıkları bir yıl oldu şu kötü 2003 yılı. bir istisnayla, tek başına bütün kategorilerin dışında ve üstünde olan gülten akın'la elbette. gülten akın, neyin ustası olacak ki, o şair, baştanbaşa, tepeden tırnağa, hem de şair değil, gülten akın o. gülten akın olduktan sonra, şair olmuş ne olur ki! (...)//
yani bu kadar cümle sarfedeceği yerde "yalarım" dese en amiyanetabir ile, daha net ifade etmiş olurdu kendisini.
"komşu aç kapıyı: iran edebiyatı" paneli'nin istanbul ayağında, bilgi üniversitesi dolapdere kampüsü'nde, 23 mayıs 2004'te, şiir dinletisinde şiir de okuyacak, herkesi sever insan.
'sallandığıma bakılırsa bir gemi olmalı hayat amaan şimdi bayram seyran, sonrası faşizm dedim bana müsaade en iyisi mi ben ineyim.'
"okuldan kaçtığım cümledeyim: gövde ağır hastalıklarla geçiyor arzuyla suluboyanmış çilleriyle yüzleşmeye
ben, dilimdeki pasın nöbetindeyim"
diyen şair, kabareden emekli bir kızkardeş'in yakınen akrabası, ruh ikizi, güzel insan. (bkz: sokak prensesi)
"içinde aşk geçmeyen pek çok şiir vardır, ama içinden şiir geçmeyen bir aşk olmaz" sözlerinin sahibi.
şiirlerinden bir örnek:
mirildandiğim şeylersin
senin harflerin için 1. mırıldandığın her şeysin, sesinden öpüyorum sessizliğine de eğiliyorum fakat neredesin kapanınca harflerinin kapısı: adın şiirim! heceler gibi öpüyorum işte iki hecesin adından başlıyorum öpmeye kırlara çıkmış harflerinin arasından öpüyorum: ağzın cennetim! dilin hâlâ çocukluğun suyuyla terli ve haylaz suyundan öpsem küskün bir çeşmenin harflerin susuz. dilin cehennemim
2. mırıldan dur bana, senin üstüne harf getirmem daha, ağız ağıza duruyor harflerin: sevmenin birinci hâli gibi telaşlı duruyor da ben utanıyorum üçü bakarken birini öpmeye senin!
3. harflerin aralanmış sesliler sevişiyor sessizlere bu cümlede sıra gelmeyecek gibi
harflerin yatışınca belki duyarsın içinde sessizlerin uykusuz kaldığı o cümleyi
aşkı seslendirirken unuttuğun mırıltı bizi sessizliğimizden doğru bağışlar belki
4. bir ses sesini öpse harflerin uykusuz kalır
5. dün sabah önünden geçtim kağıt gibiydi harflerinin yüzü araları açılmış olmalı bütün gece sevişmekten
6. mırıldandığımız şeyler kalmayınca aramızda ağızda söz, gövdede ter, bir aşk bunlarla biter
7. harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm!
Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.