iskence

iskence

iskence

aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : iskence için sonuçlar

iskence için diğer sonuçlar

  1. karatahtaya tebe$irle yazarken tebe$irin aniden kirilmasi ve yazamamaya ba$lamasi hali.
  2. orospuluktan sonra dünyanin en eski ikinci meslegi.

    ama orospuluk kadar onurlu degil.
  3. (bkz: cin iskencesi) (bkz: cocuklara yapilan iskenceler) (bkz: fenni iskenceci) (bkz: iskence yontemleri) (bkz: kardese yapilacak iskenceler)
  4. marangozlarin 2 tahta parcasini tutkalla yapistirdiktan sonra kuruyana kadar sabit kalmasi icin kullandiklari metal sıkıstırma aleti.
  5. çocuk taklidi yaparak konuşan bi kızı iki dakka dinlemek
  6. paranoya yaptırmak
  7. notting hill'deki 'she' sarkisini duymak tam bir iskence
  8. iskence deyince..... turkiye.

    http://www.amnestyusa.org/...2000/turkey11252000.html
  9. halk arasında mengene ve cendere kelimelerine denk olarak kullanılan bir kelime..
  10. kisinin gozleri baglanir, ayaklarinin yere degmeyecegi bir yere oturtulur, daha onceden kaydedilmis trafik ve sokak gurultuleri dinnetilip "pencere kenari" susu verilir.
  11. sigmund freud'a göre bastırılmış cinsel dürtü sahibi bir kimsenin bir şekilde yetki sahibi olduğunda ister kendi nam ve hesabına isterse derin devlet namına bir diğer kimseye belli bir sözü söyletmek amacı ile fiziki veya psikolojik baskı uygulaması haline verilen isim. bu süreç içersinde işkenceci ile kurbanı arasında duygusal arka planda bir bağ oluşur. bu bağ gereğince işkence edilen bilsede bilmesede sürekli olarak kendisine işkence edenin hoşuna gidecek şeyleri söylemeye çalışır. (bkz: engizisyon)
  12. amacı öldürmekten ziyade süründürmek olan, belli ki zevk alınarak yapılan, hatta zamanında daha çok zevk almak için sırf bu amaca hizmet eden aletler icat edilmiş olan insanlık dışı eylem. demir bakire ve çivili sandalye bu aletlerden yalnızca ikisidir. ayrıca kişiyi kızgın kömür üzerinde yürütmek, çıplak bir biçimde başaşağı asıp dev bir testereyle iki bacağının arasından kesmek, kollarını ve bacaklarını atlara bağlatıp ters yönde çekerek paramparça etmek, ayak tabanlarını tuzlayıp keçilere yalatarak gülmekten öldürmek, etkili işkence yöntemleridir.
    (bkz: işkence yöntemleri)
    (bkz: çin işkencesi)
  13. araplarin iskence cesitleride cok unludur.
    ornegin:
    1) 9 tane ac kalmis kedi ve canli bir insan agzi sikica baglanmis bir cuvala konur,cuvala 3 kisi tahta sopalarla vurarak kedileri cildirtir,darbelerden deliren kediler icerideki kisiyi oldurene kadar tirmiklar ve isiriklarlar.
    2) yazin 40 derece sicaginda 4 tane battaniyeye sarilip gunesin altinda ac susuz bekletilerek haslanarak adam gebertme.
  14. güzel ülkemizde insanlık onurunun bir türlü yenemediği şey. insanlık onuru denen kavramın da içi boş olduğunu düşünmeme sebep veren yöntem.
    (bkz: insanlık onuru işkenceyi yenecek)
  15. avrupa insan hakları sözleşmesindeki hemen hemen her maddede önce bir tanım verilir ve ikinci fıkrada bunun istisnaları...

    iskencenin istisnası yoktur. bu yüzden 3. madde tek bir cümleden olu$ur: "hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

    polis tarafından uygulanan kaba kuvvet bir yana kötü muamele, hakaret, baskı bile bir işkencedir. cumhuriyet tarihimiz, ne yazık ki göz altındayken kaybolan insanlar, karakola gidip de dönmeyenler, ya da merdiven dibinde dövülerek öldürülenler ile doludur. peki bu nasıl önlenir? sivil insiyatif bir yana, devlet içi mekanizmaların da bu konuda faal olduğunu görüyoruz. insan hakları komisyonu gibi; daha doğrusu, doğru dürüst türkçe bile konuşamayan eğitimsizlerin komisyonu. (bkz: cok esli aileden sorumlu bakan) ya polis? polise sorduğunuzda durum çok başkadır. hemen geçim sıkıntısından ve mesai saatlerinden dem vurur. bir şekilde savunma yaratır kendine:

    - kardeşim sabahtan akşama kadar çalış, sorhoşun, onun-bunun ağız kokusunu çek... sonra insan kendini kaybetiyo, asabi oluyo. bazen bi-iki tokat atmışlığım vardır.

    herşeyin başı eğitim diye bir lafı bellemişiz, gerisine baktığımız yok. insan hakları dersime giren üç tane öğretmenimin* çeşitli yerlerde savcılara, polis amirlerine hatta hakimlere ders verdiklerini duyuyorum. polis akademisine ve okuluna konulan insan hakları dersi de cabası. bu çalışmaların bir ölçüde işe yaradığı şüphesiz. ama sokak ortasında adam döven ya da hakkında şikayette bulunulan polislere dokunmassak, ibret teşkil edecek bir örnek dahi olmazsa, ne bekleyebiliriz ki?

    son yıllarda avrupa insan hakları mahkemesinde 3. maddeden türkiye'ye açılan dava sayısında büyük bir düşüş olduğu söyleniyor. fakat bugün sokakta eylem yapan birisi tartaklanırsa dövülürse, bu işkenceden sayılmıyor mu? işkence vuku alanı prensip olarak kapalı mekandır; ama ya bize yapılan kitlesel işkence? lise yıllarında -üstelik hafif bir nedenden dolayı- karakola dü$mü$ ve hiç unutamayacağı bir kötü muameleye maruz kalmış olan ben, hergün televizyonda insanların tartaklandığını gören ben, memleketime nasıl bir sevgi besleyebilirim? ya yukarıda linki verilmiş* olaydaki küçük çocuk nasıl unutur da vatansever olup çıkabilir? sizce terörizmi kim yaratıyor? terörizm kendinden besleniyor. terörü terör yaratıyor. devlet terörü veya bireysel terör... iskence terörizmdir.
  16. (bkz: diş teli)
  17. bir sunay akın şiiri;
    " ne zaman elektrik verilse
    bedenimin tek bir hücresine
    aydınlanıyor yurdumun
    lambasız bütün evleri "
  18. cevap alma sanatı...
  19. gecmisten bu yana gercekleri ogrenmek icin,zevk olsun diye ve genellikle halkın ders alması icin yapılan siddete dayalı eylem.. iskenceyle ilgilenenler icin george ryley scott'un 'iskencenin tarihi' adlı kitabı onerilebilir..kitap eski caglardan bu yana yapılmıs iskenceleri ve onların cesitlerini detaylı bi bicimde anlatıyor..'yazılı belgesel' niteligi tasıyor..okurken iciniz gidebilir..cogu zaman 'madem bu kadar zekiydin,niye iskence aleti gelistirmek yerine daha ''cici'' bisiler yapmadın' diye soylendim..
  20. maalesef avrupa insan hakları mahkemesi'nin türkiye'yi defalarca mahkum etmesine neden olan iğrençlik..
  21. insanlık suçu..

    onaltıncı yüzyıl.. kilise'ye daha doğrusu engizisyon'a bağlı olarak çalışıyorum.. işim yeni geliştirilen işkence aletlerinin kalite kontrolü, test edilip onaylanması.. her yeni çıkan işkence aletini önce benim üzerimde deniyorlar.. ben de aletin verdiği acıyı onaylıyorum ya da eksik yönlerini saptayarak geliştirilmesini sağlıyorum.. ayda ikibin altın kazanıyorum.. şu anda mesaideyim.. ellerimden ve ayaklarımdan iplerle bağlanmışım.. iplerin diğer uçlarında ise atlar var.. işkencecinin komutuyla atlar beni ters yönlere doğru çekerek germeye başlıyorlar.. kemiklerimin eklem yerlerinden ayrıldığını hissediyorum.. kılcal damarlarım çatlıyor.. vücudumdan gözenek gözenek kan sızıyor.. dayanılmaz bir acı bu.. derken işkenceci elindeki usturayı karnımda, göğsümde gezdirmeye başlıyor.. derim yüzülmek için bacağındaki bir delikten içine hava üflenerek şişirilmiş koyun derisi gibi gergin olduğundan en küçük ustura dokunuşunda vücudumda büyük yaralar açılıyor.. biri acuç avuç tuz getirip yaralarımın üzerine serpiştiriyor.. o sırada ellerindeki kerpetenlerle birkaç kişi yaklaşıyor.. kimileri el ve ayak tırnaklarımı, dişlerimi sökerken bir tanesi hayalarımı koparıyor.. atlar iplere asılıyorlar... artık dayanamayacağım.. ölmek istiyorum.. ölmek istiyorum.. o sırada annem yaklaşıyor yanıma.. "dayanamıyorum anne" diyorum.. "öyle söyleme oğlum" diyor... "bak ne güzel işin var.. bunu bulamayanlar da var.. bu işi bırakırsan ne yapacaksın? çocuğun var.. onun geleceği var.. sık dişini.. emekliliğine şunun şurasında ne kaldı ki.."
  22. http://www.ntvmsnbc.com/news/288317.asp
  23. bir işkence tipi daha varmış. tabii düşün işkencesinde kan pıhtılaşmıyor. biraz bahsedeceğim.
    aylardır görülmemiştir sevgili. bu sürede eski sevgili de olmuştur, terk etmiştir. aylar sonra gelir, bir konsere gidersiniz birlikte. kokusu geliyordur burnunuza, elleri dirseğinizin üç-dört santim ilerisindedir. kokusu geliyordur burnunuza. ağlamaya başlarsınız. kokusu geliyordur burnunuza. yeni açılmış testere keser gibi genzinizden yanmaya başlarsınız. sonra birden gülmeye başlarsınız. (bkz: euphoria). kokusu geliyordur burnunuza. kendinize bittiğini hatırlatırsınız. kokusu geliyordur burnunuza. konsere ara verilir. ben uzun zamandır hissetmiyordum, yapamıyorum dersiniz. gidersiniz. gelmez arkanızdan. ama kokusu geliyordur burnunuza...
    (bkz: koku)
  24. işkence'yi incelerken işkence ve cezalandırma arasında kesin bir sınır çizgisinin olmadığını net bir şekilde kavrıya bilmek öenmli bir husustur. aralarındaki fark büyük oranda birey olarak kurbanın fiziksel ve zihinsel acıya verdiği tepkiye bağlıdır, hangi koşullarda birinin diğerini içerdiği de göz önünde bulundurulmalıdır. işkenceyi, cezalandırma sınıflaması içine koyarak mazur göstermeye çalışmak ve dahası bu yolla herhangi bir işkence biçiminin kullanıldığını tamamen inkar etmek, uygarlıgın başlangıcından günümüze değin bir toplum ve devlet gelenegi olagelmiştir....
    (bkz: işkencenin tarihi)
  25. (bkz: tuz ile işkence)
  26. Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.