metonimi

metonimi

metonimi

aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : metonimi için sonuçlar

metonimi için diğer sonuçlar

  1. bir kelimenin anlam olarak ilişkilendirilebildiği ya da bir parçası olduğu bütünün yerine kullanılması. kabaca parça ile bütünün yer değiştirmesi. 'ankara' kelimesinin politik bir gönderme yaparak 't.c. hükümeti' yerine kullanılması, 'kılıç' kelimesinin 'askeri güç' yerine kullanılması gibi. genelde metafor ile karıştırılır. ancak metaforda iki bütünün karşılaşması, karşılaştırılması birbirlerinin yerine geçtiklerinde yinelenmesi vardır. parçalanma ve kırılma yoktur. kelime ing. metonymy kelimesi türkçeleştirilerek türetilmiş. (bkz: düzdeğişmece)
  2. metonimi/metafor karşıtlığı üstünden rus yapısalcıları düzyazı ve şiirin ayrımını koymaya çalışır. şiir metaforiktir, benzerlik ilişkisi içinden eşzamanlı bir değişmeyle kurulur. düzyazı metonimiktir, bu durumda değişim artzamanlı olarak ortaya çıkar. "yıldız" yerine "göğe çakılmnış çivi"lerden söz edildiğinde, metoforik dolayısıyla şiirsel bir metin ortaya çıkar. metononimide esas olan artzamanlı bir değişimdir. bütün/parça, önce/sonra gibi. roman jakobson'un ünlü örneği anne karenina'daki intihar sahnesidir. tolstoy, anna'yı bırakıp çantasını betimlemeye başlar. (bütün/parça ilişkisi).

    (bkz: mecaz-ı mürsel)
  3. kökeni yunanca "metonymia" kelimesidir. öte, ileri anlamlarına gelen "meta" ile isim anlamına gelen "onyma" kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. başlık atmada tasarrufa olanak verdiği için en sık gazetelerde karşımıza çıkar: "kanarya acımadı", "çankaya yine veto etti", "brüksel'den çatlak sesler" bize sırasıyla fenerbahçe'yi, cumhurbaşkanını ve avrupa birliğini anlatır. örnekler çoğaltılabilir, siz evde kendiniz yaparsınız bunları.

    metonimi'ye çok benzeyen bir diğer anlatım şekli ise "synecdoche"dir (maalesef türkçesini bilmiyorum) ama dikkat etmek gerekir aralarında küçük bir fark vardır: bir synecdoche gördüğümüzde bir bütünün küçük bir parçasının yine o bütünü anlatmasını aklımıza getirmeliyiz (kramponun futbolcuyu, copun polisi, modemin interneti hatırlatması gibi. bu nesneler onların bir parçalarıdır çünkü (bkz: pars pro toto)) ama metonimi gördüğümüzde ise anlatılmak istenen şey için onu hatırlatan herhangi bir imgenin kullanılmasını anlamalıyız. bu bakımdan "metonimi"nin "synecdoche"yi kapsadığı söylenebilir ama tam emin değilim, ne olur ne olmaz siz yine de benim ipimle kuyuya inmeyin, derim ben.
  4. birleşime dayanan benzerliktir.
  5. bunun güzel bir örneğini an itibariyle atlantis vermiştir - örnek şudur: okan bayülgen i erkeklerin aramaması (bkz: #10937798)

    buradaki asıl nesne ("aranılmayan"), birebir olarak okan bayülgen değildir; okan bayülgen'in televizyondaki programıdır: televizyon çocuğu'dur, vs.'dir...
  6. wikipedia'nın dediği üzere $öyle örnekler verilebilir:

    -- kullanılan kelime -- kastedilen anlam --
    washington - abd hükümeti
    the hill - abd kongre üyeleri, kongresi
    the pentagon - abd savunma bakanlığı
    foggy bottom - abd dı$i$leri bakanlığı
    hollywood - amerikan film endüstrisi
    broadway - amerikan tiyatrosu
    wall street - amerikan finans piyasası
    detroit - amerikan otomobil endüstrisi
    madison avenue - amerikan reklam endüstrisi
    silikon vadisi - bölgedeki yüksek teknoloji $irketleri
    redmond - microsoft
    cupertino - apple inc.
    langley - cia
    houston - nasa
    bay street - kanada finans piyasası
    ottawa - kanada hükümeti
    the crown veya the palace - ingiliz monarşisi
    downing street - ingiliz ba$bakanı ve ba$bakanlık çalı$anları
    the city (londra) - ingiliz finans piyasası
    westminster - ingiliz parlamentosu
    fleet street - ingiliz basını
    élysée - fransız cumhurba$kanı ve cumhurba$kanlığı çalı$anları
    matignon - fransız ba$bakanı ve ba$bakanlık çalı$anları
    quai d'orsay - fransız dı$i$leri bakanlığı
    kremlin - rus hükümeti
    zion - kudüs ve/veya israil toprakları
    babıali - türk basını
    ye$ilçam - türk sineması
    güniz sokak - süleyman demirel
    çizme - italya
  7. (bkz: haberlerde ulke ismi yerine baskent ismi kullanmak)
    (bkz: kurumun ismi yerine bulundugu mekani zikretmek)
  8. hilmi yavuz'un ne zaman türk modernleşmesini romanlar üzerinden okumaya başlasa iç cebinden çıkartıp masaya özenle yerleştirdiği kelime.

    der ki, "türk modernleşmesinin semiyolojisi bize modernleşme ya da batılılaşmanın 'metonimik' bir batılılaşma olduğunu gösteriyor."

    der ki, "piyano çalmak, şapka giymek, fransızca konuşmak, batılı olmanın bir 'parça'sı olabilirler ama, elbette, hiçbir zaman avrupalılığı 'bütün'üyle temsil etmezler. avrupalılık, ancak kavramsal düzeyde temsil edilebilir."
  9. aslında rethorica sanatının demosthenes'lerle, cicero'larla (ki kendileri, koyré'nin de üstüne basa basa belirttiği gibi filozof falan değil düpedüz rhetor'dur) işlene işlene yerini bulmuş bir dil oyunudur. grekçe'de "ismin değişmesi" anlamına gelen metônumia'dan gelir, fransızlar métonymie derler, sözlüklerinde méton. kısaltmasıyla gösterilir karşılaşırsanız şaşırmayın diye söylüyorum. fransız wikipédia'sı güzelce açıklamış oradan çevirip verelim:

    "métonymie, a kelimesinin yerini b kelimesinin (ya da kısa bir ifadenin) almasıdır:

    . a açıkça belirtilmez ( kaybolur yerini b kelimesi alır)
    . aynı şekilde a ile b kelimelerinin arasındaki ilişki açıkça belirtilmez" vb. diye gidiyor; dil de bir tür ekonomi sağladığından sıklıkla kulanılır diyor.
  10. yapisalci semada sentagmatik aksta bulunur ve metaforla olan karsitligindan oturu cagdas edebiyat teorisyenlerince ozellikle onemsenir.
    en son bataille ve surrealizm ile ilgili bir yazi okumustum bu konuda; makalenin yazari surrealizmin metafora, bataille'in yazininin ise metonimiye bagli oldugundan soz ediyordu, fakat yazarin analizi doyurucu degildi pek. l'histoire d'oeil gibi eserler yakindan incelenirse ilginc seyler cikabilir elbet, ama bu kadar genel bir ayrim ne kadar dogru olabilir orasi da tartisilir.
  11. (bkz: ad aktarması)
  12. Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.