radyo
radyo
radyo
aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : radyo için sonuçlar
radyo için diğer sonuçlar
- muzik kutusu, haber felan da bulunur icinde.
- (bkz: radiohead)
- temellerini ahmet marconi'nin attigi, ses dalgalarini daha yuksek frekanslara module edip sonra yayinlama, ve yayinlanan bu dalgalari ba$ka bir merkezde toplayip tekrar demodule etme mantigiyla cali$an bir sistem.. (bkz: ne dedim ben simdi)
- güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre; amerikan adaletinin en yüksek karar mercii "supreme court" 1943 yılında, nikola tesla'nın ahmet marconi karşısında kaybettiği ve kendi buluşu olan "radyo"nun o güne değin hatalı bir biçimde marconi'nin ismiyle anılmasını durduran kararı vermiş ve radyonun gerçek mucidinin tesla olduğunu söylemiş ve kayıtlara geçirmiştir.
- (bkz: radio days/5)
- italyan mucit marconi'nin,radyo dalgalarinin havada yol alabildigini kesfederek icat ettigi telsiz telgrafin torunu.
- ayrica bu baslik bana cocuklugumu hatirlatir.her aksam saat de 18:00 orta dalgada yayin yapan trt1 de 15 dakika suren cocuk bahcesi adli radyo tiyatrosu vardi.hic kacirmazdim.ne gunlerdi be.
- gorme engelliler icin haber bulteninin verilebileceği en uygun yayın organı
- günümüz teknolojisi ile tırnak makası boyutlarına küçülmüş, basit lakin vizyon değiştiren, dönüm noktası teşkil eden ikinci icat
(bkz: tekerlek)
- (bkz: am)
(bkz: fm)
(bkz: lw)
(bkz: mw)
(bkz: sw)
(bkz: transistor)
- (bkz: türkiye radyolari birinci programi)
- mucidi resmi olarak marconi olarak gözükmesine rağmen fikir sahibi olanda, ilk prototipi yapanda efsane mucit nikola tesladır.
- günümüzde internetten de dinlenilebilir hale gelmiştir. yahoo'nun da böle bir hizmeti var ama paralı upgrade olayına teşvik ettirme çabası sonucu en güzel kanallarını free olarak dinleyemiyorsunuz. chill out kanalı çok kötü.
- televizyon yokken annelerimizi babalarımızı eglendiren teknoloji
- (bkz: radyodinle)
- (bkz: radyo haftasi)
- 1920 yilinda yayina baslamistir. ilk radyo istasyonu (kdka) westinghouse tarafindan, radyolari satabilmek amaciyla kurmustur.
- a'dan z'ye radyo: http://radio.about.com/library/atoz/blatoz.htm
- guglielmo marconi tarafından 1901 yılında icat edilmiştir..
- küçükken insanların içinde hapis bi şekilde yaşayıp, sıraları gelince ağlaya ağlaya şarkı söylediklerini düşündüğüm kutu.
- televizyonun icat olmasından sonra barındırdığı mertliği epeyce kaybetmiş olan müessesedir kendileri. hoş, halen eski saygınlığını korumaya çalışan kişiler, yayıncılar mevcut. ancak bu insanlar, olimpik yüzme havuzuna damlatılacak bir damla kan gibiler. onları bulabilmek için köpek balığı kadar hassas olmak, iyi koku almak gerekiyor. geri kalanlar vıcık vıcık, ozonlu, yapay... adı bile iğrenç diğerlerinin baksanıza: diiiceeey...
- ilk açılma amacı, insanlara bilgi ulaştırmak, haber vermek olmasına rağmen, günümüzde müzik kutusu hatta daha iğrenci müzük kutusu haline gelmiş bir yayın organı-kalbi-
televizyondan çok önce insanların hayatına girmiş ve hiçbir zaman onları salak yerine koymamıştır. basit, yalın, doğal ve sürükleyici anlatımı ile beyin yormamış, çileden çıkarmamıştır. ancak 1991'de açılan özel radyolarla birlikte türkiye bu yalınlığı öküzlemesine kullanmış ve çok sesliliği, frekans kirliliğiyle karıştırıp, ortaya kimilerinin deyimiyle ratyoyu çıkarmıştır. öyle dandunca öyle bilinçsizce yayılmaktadır ki, bir verici, bir anten, birkaç deck ve başka radyoları bastırabileceğiniz bir frekansla amacınıza ulaşmaktasınız. ne anonslar görür o canım mikrofon ama ne anonslar; en güzelini bir arkadaş anlattı, sene 99, 8 kişinin bulunduğu arabada sıkış tıkış bir halde radyodaki şu anons dinlenir;
*sanatçımız badigard seslendiriyor, ay vil olveys lav yu...
otomobil kontrolünü kaybeder, az daha kaza yapıyorlardır.
- queen'in söylediği gibi, dünya varoldukça hep tutkunları varolacak, mutluluk kaynağı olmaya devam edecek zamazingodur radyo...
teknoloji çağındayız, ve artık onlarca seçenek var müzik dinleyebilmek için... kaset, cd, mp3 player, internet, digital platform ve dahası... yani istediğimiz anda istediğimiz şarkıları dinleyebilmek için sayılamayacak kadar çok alternatif...
peki, insanlar neden hala radyo dinliyorlar?... çünkü sürpriz öğesinin hayatımıza kattığı heyecandan vazgeçemiyoruz...
belki elinizde binlerce parçadan oluşan bir mp3 arşiviniz var sözgelimi... ama radyoda şimdi çalandan hemen sonra hangi parçanın geleceğini bilmiyorsunuz, merak ediyorsunuz... evet, belki shuffle özellikleri var müzikçalar'ların; ama radyoda hiç bilmediğiniz, hiç duymadığınız bir şarkıyla karşılaşma ihtimaliniz var... ve daha önemlisi, birazdan anonsa girecek olan dj'in ne söyleyeceği konusunda fikriniz yok... ya da hangi hediyeyi vereceği, hangi parça için nasıl bir yorum yapacağı, hangi haberden nasıl bahsedeceği...
yani, insanlar sürpriz unsurunun yaşamlarına kattığı heyecandan hiçbir zaman vazgeçemeyecekler, ve radyo da her zaman varolmaya devam edecek...
ne de olsa;
there is no business like show business
- televizyondan daha çok az rahatsız edici, teypten, cd çalardan daha masrafsız, kendi halinde ve fekat insana en yakın toplu iletişim aracıdır.
sokulgandır radyo, tam kulagınız dibine, her masanın üzerine, işikları da kapatıp yastığın yanına, göğsünüzün tam üstüne koyabilirsiniz onu. o, yayınını sizin hareketlerinize göre ayarlar. siz odanın ortasında dolanırken misal, sanki "iki dur ulan beni dinle!" der gibi cızırdamaya başlar. frekanstandır bu, ben de biliyorum ama, nedese hep bişey anlatmaya çalışır gibidir radyo. yanlızken size sesini duyurandır, ders çalışırken başınızda bekleyen, ne dinlemek istediğinize karar vermediğinizde, size farklı lezzetler sunandır.
yoldayken, bambaşka bir cografyaya, daha önce hiç dinlemediğiniz müziklere, duymadığınız insanların sesine ulaştığınız ilk elden bildirendir.
elektriklerin kesildiği saatlerde, iki ev arkadaşını sonunda aynı odada, ufacık bir kırmızı ışık önünde buluşturandır. günün hüzünlü yorgunluğunu alan, muhabbete üçüncü olan, yüzünü görmediğiniz insanların sesini sevdirtendir.
eski ahpap gibidir radyo, lisede verdiği zevki, yıllar sonra açtığınız gün yeniden verndir. uzaktaki hülyalı bir aşkın sesini dinlmek gibidir bazen. bir yayyının yanlız sizin için yapıldığına, gönülden inanmaktır.
tabi artık teknoloji ebemizin örekesine kadar ilerledi. mükemmel ses duymak, mükemmel performans almak, sadece çok sevdiklerini dinlemek arzusunda yanından ipodlarını eksik etmeyenler. oysa radyonun rastlantısallığı, hiç duymayacağınız insanlara biranda ulaşıvermenin, kimi zaman islami pop şarksı duyunca "ulen bu ne?" diye apışmanın hazzı insancıldır.
radyo insan teknolojisinin geliştirdiği en ve hatta tek insancıl iletişim aracıdır.
- dinlerken alınan hazzın subjektif oldugunu gozonunde tutarak, radyo dinleyicisinin diger medyalara (cd, mp3, md vb..) gore daha gec tuketen insan olmasından bahsedilebilir.
belki cd playerınızda ya da evinizde bir şekilde isteğiniz dogrultusunda dinlenmeyecek bir parca, bir sanatcı, belki arabada herhangi bir radyoda duydugunuzda butun yalnızlıgınızı butun sıkıntınızı alabilmekteyken, buna nasıl "çabuk tüketim" denilemez ki ?
bu mevcut diger medyalar için tuketme eyleminin hızlı oluşu, genel anlamda guzel (beautiful) olan yerine iyi(good) olanı tercih etmemiz den kaynaklanıyor olabilir. iyi olanı secmemizdeki amac ne gibi bir cıkarcılık olabilir? soyle bi dusunursek o an istedigimizi dinleme arzusu ve kabiliyeti bilinçaltının bazı hatırlatmalarından kacmak anlamına gelebildigi gibi, sıkılma hissiyatınıda gayet basarılı bir sekilde koruklemektedir.
guzel olan ise, hazzın yanında ızdırap anlamına gelen bir kavram olabildiginden, radyonun bu konuda biraz daha kendi içimize donuk hisler uyandırdıgı kanısındayım.
belki interaksiyondan soz edebiliriz, o an dinlediginiz sarkının, belki konusan bir insanın siz (dinleyenler) için orda olusu, sectigi sarkıların, kurdugu cumlelerin tamamıyla size yonelik olusu, yalnızlıktan kurtulmanın kabaca steril bir yolu diyebiliriz.
maliyeti, kolay ulaşılabilirliği bunların dısında tutmalı tabi. eh 8-16 bit ses yerine 24 bit sesi bile begenmeyen insanları da bu kavramların dısında tutmak gerekli. perfection arayanlar için radyo cok demode bi nesne tabiki bunu da yadırgamamalı.
uyurken sizi izleyen bir sevgili bir anne olabilir kimi zaman. aynı zamanda kalktıgınız da da yanınızda bulabileceginiz tabiki.
yalnızlık paylasımı acısından televizyon dan daha yetenekli denilebilir. gunumuzde cok sevilmemesine karsın, radyonun en ilkel ancak cok ragbet goren iletişim araclarından biri oldugunu soylememiz yanlıs olmaz sanırım.
Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.