renk
renk
renk
aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : renk için sonuçlar
renk için diğer sonuçlar
- bir maddenin uzerine vuran i$igi yansittigi dalga boyunun belirledigi olcum.. ornek renk: mor
- (bkz: mavi) (bkz: kirmizi)
- (bkz: bok grisi)
- derler ki,
mavi: sakinlestirici
kirmizi: adrenalin duzeyini artirarak heyecan verir
sari: dikkat cekicidir, goz sariyi diger renklerden daha cabuk algilar
gri: acik tonlarda urunlere seckin bir gorunum verir, bir problemin cozumunde yaratici itki saglar
beyaz: ince bir renk olarak gorulur ve ozellikle seckin musterileri cekmekte etkili olur
(bkz: renk korlugu)
- bir kiz adi. adi renk olup da hemsireye benzemiyen bir kisi bile gormedim.
- farklılık anlamında da kullanılır : "programa renk kattınız"
- (bkz: renk katmak)
- hayatı güzellestiren sey
- pokerde beş kağıdın renginin (maça, sinek, karo, kupa gibi türünün) aynı olduğu durum
- renkler çağrışımlarla yüklüdür ve bu çağrışımların yarattığı anlamlar, evrensel belleğin ve kültürün ortak dilini oluştururlar. evrensel bilinçaltını oluşturan en önemli kodlar arasında yer alır renkler.
- bir cesit kamuflaj. insanin renkleri dendigi de olur cogu zaman, biraz gereksiz bi sekilde filozofik acidan yaklasirlar ama bilmezler ki insanlarin renkleri tamamen kamuflajlardan olusur, bunun yaninda da gercekten kendi rengini kabul etmis insan cok azdir.
siyah ve beyaz renk degillerdir fakat soyle bir aciklama vardir ki
siyah, bilgi ve bilgelik rengidir, cunku butun renkler butun yansimalar sonunda onun icinde absorbe edilir, onun icinde erir hersey onun icindedir
butun sorulara cevap bulabilirsiniz siyahin icinde, cunku hepsi onun icinde gizlidir.
beyazsa sadeligin, safligin rengidir cunku beyaz renginin icinde hicbirsey yoktur, herseyden arinmis uzak bi renktir beyaz, oyle, kendi halinde.
diger renkler bunlarin sadece yansimalaridir ve bu nedenle aslinda kimsenin rengi olamamaktadirlar kimseyi tamamen yansitamazlar.
- farscadan dilimize gecmis bir kelimedir
- türkçede renkler aşağıdaki gibi sıralanmıştır:
al
altınsarısı
aşı
ateşi
baruti
beyaz
boz
camgöbeği
çividi (çivit)
devetüyü
ebruli
eflatun
erguvan
fıstıki
fildişi
firuze
fulya sarısı
gelincik kırmızısı
gökmavisi
gülkurusu
gülpembesi
gümüşi
hacıyeşili
haki
kahverengi
kara
kavuniçi
kestane
kızıl
kimyoni
kiraz
kuzguni
küfyeşili
külrengi
lacivert
leylâk
limonküfü
limoni
mavi
menekşe
mor
narçiçeği
nefti
örteksayı (?!?!?!)
patlıcani (patlıcan moru)
pembe
samansarısı
sarı
siyah
şarabi
tarçıni
tirşe
turuncu
vişne
yakut
yavruağzı
yeşil
zeytinyeşili
zifirî
zümridî (zümrüt)
kaynak: dilimiz gen tr
- şimdilerde kapalı olan ancak senelerce prova ve kayıt için kullandığımız,imam adnan sokakta bir binanin en üst katında var olmuş studyo.sonradan alt katlarini türkü bar yapmışlardı.o katları çıkarken insanların bakışları insanı rahatsız ederdi.
- hepsinin özü beyaz ışık olan ve hepsinin karışımının yine beyazı oluşturduğu kümedir. bunu renk tayfını çevirerek de görebiliriz. renk bilgisi 2o.yy'a kadar pek fazla değildi, örneğin leonardo da vinci bile ana renklerden bahsederken bazan dört, bazan altı ana renkten bahsedermiş (trt 2'deki newton belgeselinin yalancısıyım) birçok rönesans ressamı da benzer şekilde renkler konusunda hem fikir değillermiş. ışık-renk-beyaz ilişkisini ilk bulan newton olmuş, bir avize kristalinin her bir yönüne ışığın her bir açısı ile bakarak uzun deneyler yaptıktan sonra bu sonuca ulaşmış. (bkz: ana renkler)
- (bkz: http://www.colormatters.com/entercolormatters.html)
- "senin adın ne? benim adım ot bok" muhabbetinde en çok canı sıkılan insanların ortak adı.
-adın ne?
-renk
-neeeee! adın mı renk
-evet
-ne renksin o zaman ho ho ho
- !!!!(bu da mı yaaaa?)
-kardeşinin de adı boyadır kesin...
-!!!!!!!!!!! (evet bu da....)
- renk, ışıktır arkadaşlar... maddeden yansıyan ışık da nihayetinde ışıktır. demek istediğim yıllarca kandırmışlar bizi (ben bunu geçen hafta finallerde keşfettim) ne acı!
ispat:
görmek fiili ışık olmadan gerçekleşemeyeceğine göre, ışığın nerden yansıdığının ne önemi var? hem üstelik şu canım monitöre bakarken bir yerden yansıyan renkleri mi yoksa filtre edilmiş renkleri mi görmekteyiz? kısaca şunu ifade etmek lazım, renk, tanım cümlesinde denildiği gibi ille de yansıyan bir şey değildir. bakınız güneş (tabi bakabilirseniz) sarıdır. niye? hiç düşündünüz mü bunu bir sordunuz mu fizik öğretmeninize. niye güneşin rengi sarı, diye? hm.. o zaman niye hala şu tanım cümlelerinde maddeden yansıyan ışık, ifadesini kullanıyorsunuz bre zevatlar. (söz meclisten dışarı)
hayır ben bu tarz bir cevap yazdım final kağıdına, acaba sıfır mı verdi hoca diye sinir yaptım sebebi durumum budur böyle...
- insanda rahatlık veya rahatsızlık, hareket veya hareketsizlik gibi duyguları oluşturan ışık enerji kuvvetidir.
- fizik bilimi, rengi kendince tanımlayabilir, ama bir renk görmek nasıl bir şey anlatmak zor iş. birçok insan da "benim gördüğüm mavi belki senin gördüğün yeşil, ne biliyorum?" diye düşüncelere dalar. birçok düşünür bu konuda açmaza düşer, allah'ın işi bunlar nedense genelde anglosakson olur. (bkz: john locke)(bkz: david hume)(bkz: frank jackson)
bir meyvaya, madene, hayvana ya da benetton'a başvurmayan en çok renk adına sahip dil de ingilizce zaten. ingilizcenin öyle on tane sözcüğü varmış. çoğu dilde ise siyahla beyaz dışındaki çoğu rengin adı, renk dışındaki şeylerden türetilmiş. (bkz: renk/#3514361)
doğada renk, bir şeyin içinin ve çevresinin ortak ifadesi. koku gibi. bir kuşun tüylerinin rengi cinsiyetinin ifadesidir, bir filin derisinin rengi yaşadığı iklimi ifade eder, bir tavuskuşunun kuyruğundaki desenler kesin bir şeyleri ifade ediyordur, bir ağacın çiçeklerinin rengi ya da kesilince halkalarının renkleri ne kadar sağlıklı olduğunu ifade eder. herhalde bu yüzden çoğu renk ismi bu canlıların adından türetilmiş. işin güzel yanı, türkçede doğal renkle yapay renk çoğu zaman ayırt edilir. şöyle ki kaş "kara" olur ama araba "siyah"; bulut "ak" olur, gömlek "beyaz"; ayı "boz" olur, pantalon "kahverengi"; yanak "al" olur, bulut "kızıl" olur, ferrari "kırmızı".(bkz: kara şimşek) (kşz: kırmızı şimşekler)
doğada huyu değişenin rengi değişir, rengi değişenin huyu değişir. (bkz: telvin) peki o zaman nasıl olur da 15. yüzyıldan önce "kızmak" "sevinmek", "gülmek" anlamına gelirken sonra "sinirlenmek" anlamına gelmiş diye düşünebilir insan. türkçede doğal renkler fiilleştirilirken bugün bile "-leş, -laş" ekinin değil "-ar, -er" ekinin kullanıldığı iddiası ne olacak? (bkz: kızarmak)(bkz: bozarmak)(bkz: ağarmak)(bkz: kararmak)(bkz: beyazlamak) (kşz: yine yeşillendi fındık dalları)
15.-16. yüzyıllarda farklı kıtalardan yeni köklerin getirilmesi, sonra kimyanın ve boya üretiminin gelişmesiyle birlikte renk artık daha kolay manipüle edilebilen bir şey olmuş, yavaş yavaş doğal bir ifade olmaktan çıkmış, hatta önemsiz, zorunsuz ve değiştirilebilir hale gelmiş. renk, tahtını boyaya bırakmış. (bkz: rené descartes)
bugün rengin yerini büyük ölçüde boya almış ama paniğe gerek yok çünkü boya da tıpkı renk gibi bir ifade hala, huyun suyun ifadesi, başka bir şey değil. belki organizmanın ve çevrenin ortak ifadesi ya da canlıların nasıl olduğunun doğrudan dışavurumu değil ama insanların nasıl görünmek istediğinin ifadesi en azından. bir insanın nasıl görünmek istediği de zaten organizmasıyla çevresiyle huylarıyla ilgilidir. pazarda satılan mavi yeşil civcivler hoşgörülemez, o başka. hem "siyah beyaz ne fark eder" diye şarkı söyleyen hem de yıldan yıla solan michael jackson ise hoşgörümün çok ötesinde ama bence masum. (bkz: aniden)
- (bkz: renk cemberi)
- renk, akli ve dusunceyi tatmin etmekten ziyade, anlik duyumlara hitap eden gucler tarafindan yonetilen sahte bir sustur.
- farsca reng sozcugunden turkce’ye gecmistir. cisimler tarafindan yansitilan isigin gozde olusturdugu duyum olarak tanimlanabilmektedir.
- (bkz: pantone)
- sen hiç renk yedin mi?
ben yedim.
renk oldum.
doydum.
Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.