roman
roman
roman
aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : roman için sonuçlar
roman için diğer sonuçlar
- romanlar 70 bucukuncu millet olarak bilinir.. cingene olarak da bilinen muzige dogustan yetenekli esmer vatandaslarimiz.
- bi nevi uzun oyku..
- can sıkıntısına karşı mütiş bi çözüm..
- romabilen kimse...
- hergun okudugum okumayi sevdigim ogrendiklerimi de sozlukte sattigim yardimci
- fontlarda "serif"li anlamında kullanılır
- romanlar (cingeneler yani) ilk olarak hindistandan dunyaya yayilmis gocebe topluluklardir. geldikleri ulkenin diliyle kendi dilleri olan romaniyi birlestirir ve bu dili konusurlar... misal: sopar, zarbo ...
gayette gocebe olduklariyla baglantili olsa gerek hicbir zaman duzenli islerde calismaz, kimsenin isinede burunlari sokmamak, piyasalarini bulandirmamak icin iddiasiz islerde calisirlar... misal: cicekcilik...
krallari bile vardir rusya civarlarinda ikamet eder su an, dislerinin yarisida altindir.
hatta romanlarin bahar aylarinda festivalleride vardir. degisikler mesela ben biriyle tanismistim kucuklugunden beri kiz gibi buyutulmus askere gitmesin diye.. hergun tras olurdu adida yusuftu ama pembe adini kullaniyordu. hmm enteresan
- ing. romali, roma'ya ait olan
- falih rıfkı atayın yaratıcı(!) bir isme sahip romanının adı
- tam türkçesi ro adam demektir. ro ro gemisi kullananlara verilir.
(bkz: batman)
(bkz: superman)
(bkz: kodoman)
- çingenelerin tumunun kendisine verdigi isimdir. roman ne roma imparatorlugu ne de romanya ile alakalidir, aksine ipa ile yazildiginda /d/ sembolunun altina kucuk bir daire ekleyerek doman diye yazilmasi lazim tabi sozlukte boyle bir fasilite olmadigi icin es geciyoruz... kisacasi d ve r seslerinin ortasi bir sestir, hint yarimadasinin biraz ustlerinde oldugu tahmin edilen bir bolgeden cikmislardir ve dogal olarak hint avrupa dil ailesinden olan roman dilini kullanmaktadirlar... ancak gocebeligin cilvesi her gittikleri yerden dil, din olarak etkilenmis olsalar da sosyal acidan etkilenmemis, aksine icine kapali ve muhafazakar, bir (ya da artik birden fazla) toplumdur....
- funda arar'ın sevda yanığı albümündeki sarkılarından bir tanesi. sözleri şöyle
çok ağladım diye sevdiğim o filmi
yine yeni baştan izlemek gibisin
senle ilgisi yok yok bilmelisin
ben acıyı seviyorum sebebi bu
çok sevildim öyle sandım
çok da sevdim belki yanıldım
çok yanan en çok bilense
acılara gülümseyen anılarım
arsız duygularım var
evet hayat hep son sözü söyler
ama benimde cümlelerim var
yok ağladım diye değişir mi sonu
kendi acılarını kendin çekmelisin
aşk bana delidir ben ona sevdalı
can bedenden çıkmadıkça durumum bu
- (bkz: roman polanski)
- sevda yanığı albümünde yer alan harikulade bir çalışma eşsiz bir eser. zannımca yalnız albümün en iyi parçası değil uzun zamandır dinlediğim en iyi türkçe şarkılardan da biridir.
- (bkz: juan roman riquelme)
- funda ararın sevda yanığı albümünden klip çektiği (an itibariyle)son şarkısı.
- (bkz: agir roman)
- yoklugu bir bakima toplumsal bilincin olmadigini gosterir
- kökenleri genel kabul görmüs sava göre hindistan'in pencab eyaleti olan halk. sanildigi gibi bu insanlar kendiliginden göc etmemis, tarihi kayitlarda da sabit oldugu üzere, ayni zenciler gibi, köle olarak dünyanin dört bir tarafina dagitilmislardir. romanlardan (cingene sözcügü az yada cok küfür anlami kazandigindan kullanmasak?) bahseden en eski kayit tabari'ye aittir. 855 yilinda suriye'ye saldiran bizanslilar'in oraya yerlesmis romanlari esir alip, bizans'a dagittigini kaydeder. gene daha sonralari firdevsi tarafindan yazilmis sehname'de 5. yy.'da iran sahi bahram'in hint racasindan kendisine müzisyenlikleri ile nam salmis luri kavmini göndermesini rica ettigi gecer. cingene sözcügü de etimolojik olarak bu olaya atifta bulunur: kökeni farsca cengiyan olup ceng adli eski bir calgiyi calan, ya da kisaca calgici demektir. büyük olasilikla romanlarin atasi olan bu kavimle birlikte daha 5. yy.'da romanlarin büyük yolculugu baslamistir. 1000'li yillarin basinda hindistan'a saldiran gazneli mahmud'un buradan yarim milyon esir aldigi da tarihi kayitlara girmistir. dolayisiyla alinan bu esirler, o zamanki büyük dogu imparatorluklarina dagilmis ve tabii ki bu insanlar yeni geldikleri yerde en alt tabakayi olusturduklarindan zamanla, ayni amerika'daki zenciler gibi, gettolar meydana getirerek farkli bir altkültür yaratmislardir. bir süre sonra da belki de kölelikten kacan romanlar gönüllü göcebelige baslamislardir. yolculugun devamini takip edecek olursak:
1290 yunanistan'da ilk kez romanlarin varligi kaydedilir.
1383 macaristan
1385 romanya'da ilk roman köleler.
1407 almanya
1418 fransa
1425 ispanya
1445 eflak prensi vlad dracul bulgaristan'dan 12.000 roman köle getirtir.
1468 kibris
1498 kristof kolomb'un yanlislikla amerika'yi kesfeden gemisinde de dört roman bulunmaktadir!
1501 rusya
1505 ingiltere
1512 isvec
1538 portekiz ülkesindeki romanlari kolonilerine sürgüne gönderir.
1547 6. edward ingiltere'deki tüm romanlarin yakalanip bir "v" ile daglandiktan sonra iki yil köle olarak calistirilmalarini öngören bir yasa cikarir.
1568 papa 5. pius tüm romanlari afaroz eder.
1589 danimarka ülkesini terketmeyen romanlara idam cezasi getirir.
1660 14. louis fransa'daki tüm romanlari kolonilere sürgüne yollar.
1710 avusturya imparatoru 1. joseph tüm roman erkeklerinin mahkemesiz idam edilmesini, cocuk ve kadinlarin da sakat birakilmasini öngören bir yasa cikarir. (bu adama bir de utanmadan aydinlanmaci hükümdar diyorlar!)
1725 baska bir aydinlanmaci hükümdar prusyali 1. fredrich wilhelm kendi topraklarinda yakalanan 18 yasin üstündeki tüm romanlarin kadin erkek ayrimi gözetilmeksizin asilmasini emreder.
1726 yukarida adi gecen 1. joseph'in kardesi yeni avusturya imparatoru 6. karl ülkesinde bulunan tüm roman erkeklerinin idam edilmesini, kadin ve cocuklarin ise kulaklarinin kesilmesini ve imparatorluk sinira getirilip sinir disi edilinceye kadar kamcilanmalarini emreder.
1753 stephan valyi adli bir macar ögrenci roman dilinin pencab kökenli oldugunu kesfeder.
1783 ispanya roman dilini ve giysilerini yasaklayarak 90 gün icerisinde tüm romanlarin yerlesik yasama gecmelerini, buna uymayanlarin da ölümle cezalandirilacagini belirten bir yasa cikarir.
1803 napolyon bonapart ülkesinde romanlarin ikametini yasaklayarak yetiskin erkekleri orduya, cocuk ve kadinlari da kimsesizler evine gönderir.
1834 eflak prensi devletin köle olarak calistirdigi romanlari azad eder. moldovya ve transilvanya da bu karari takip eder.
1874 osmanli imparatorlugu müslüman romanlara diger müslümanlarla esit haklar tanir.
1885 amerikan göcmen bürolari amerika'ya göc etmek isteyen romanlari geri cevirir.
1912 fransa her romanin tasimak zorunda oldugu özel bir roman kimligi dagitir; bu uygulama 1970'e kadar sürmüstür!
1933 hitler önderligindeki almanya özellikle romanlar ve siyahi almanlarin kisirlastirmasini öngören bir yasa cikarir. isvec de bunu takip eder.
1933-45 avrupa'da yasayan yaklasik 1,5 milyon roman nazilerce öldürülür.
kaynak: http://www.geocities.com/paris/5121/timeline.htm
görülecegi üzere romanlar belki de dünya üzerinde en cok ezilmis halk sifatina haizdirler. dolayisiyla bu insanlari pesinen suca yatkin olmakla suclamak yerine, hangi sartlar altinda bir kisminin bu duruma geldiklerini sorgulamak gerekir.
- necif fazıl kısakürek kitaplarında roman için:
"içatçı bir hayat taklidi" ..
olurların, olabilirlerin, olamazların, olması özlenenlerin hatta olmu$ olanların mutlakçı dinamik olaylar zinciri içinde demeti, dizisi, sergisi..
hadiseleri fikirle$tirme veya fikirleri hadisele$tirme sanatı üzerinde bayrağını dalgalandırır roman..
bizde roman tanzimattan bu yana temel davası olan hayat taklitçiliği şöyle dursun alet ve in$a mimarisi olarak dahi taklidin taklidi seviyesini a$amamı$ ve önce bön ve sersem; sonra züppe ve $ımarık en sonra da yobaz ve küstah kalemler elinde korkunç bir özenti ve yeltenme sığlığını geçememi$tir..
$eklinde tanımlamalar yapmı$tır..
- grafik tasarimda, harflerin "duz" olusunu ifade eden tipografik tanim...
- orhan pamuk: "ben türkiye'de roman okumayıp roman ele$tirisi yapan insanlar için değil, kore'de dunya romanın ne olduğunu merak eden insanlar için yazıyorum" diyor roman için..
- edebiyatın bir türüdür cervantes in don quijotesi ilk örneklerinden kabul edilir
- empati duygusuyla derinlik ve anlam kazanan bir sanat.. ba$ka hayatlara meraklanmak, ba$ka kederlerle dertlenmek, kendimizi onların yerine koyarak ya da onların hayatlarını dü$leyerek bütün insanlıkla payla$tığımız ortak kaderi duyumsamak, böylece ba$kaları hakkında daha derin bir anlayı$a ula$mak ve belki de farklılıklarına saygımızı, ho$görümüzü geli$tirmek ve bu sayede kendi hayatımızı da daha iyi anlamlandırabilmektir..
- balzac roman için:
"roman büyük tarihsel figürlerin görünmesine ancak ikinci derecede karakterler olarak katlanır.." demi$tir..
Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.