stereolab
stereolab
stereolab
aradığınız etikete şu linkten ulaşabilirsiniz : stereolab için sonuçlar
stereolab için diğer sonuçlar
- elimdeki babylon mayıs ayı programına gore 25 ve 26sı geceleri istanbulda sahne alıcak band.
- konserlerinden sonra hayranlığımı 10 katına çıkartan ayrıca bu kadar şirin ve mütevazi olur mu bir grup ya dedirten grup.
- tef, hihat'i bu kadar güzel desteklermiş.
- tarzım olmayacaklarını bile bile başka bir enteresandır bu abilerin ablaların müzikleri kaygısızlığında gittiğim sevenine mani olmayacak derecede sıkılmadığım ama genede artı haz etmediğim bir konserdi...
- cobra and phases group play voltage in the milky night, emperor tomato ketchup, mars audiac quintet gibi elektra'dan cikmis albumleri var (daha da vardir muhakkak, zira pek uretken ve verimli insanlar.)
metronomic underground isimli sarkilari twin town soundtrack inde.
- konser vermekten en ufak keyif almayan, ya da en azindan oyle gorunen grup
- babylon'un basık, sigara dumanlı mekanı ve orda ne işi olduğunu kendi bile bilmeyen kitlesine karşın, orada izlerken tek keyif aldığım konseri veren, biri fransız iki hatun solistli ingiliz grubu. müziklerini doğal olarak "stereolab" müziği olarak tanımlıyorlar. çok iyi bir sahne performansları var. bir sürü çok iyi albümleri de.
- autechre la remixleşmiş.
- (bkz: french disko)
- en güzel şarkılarından biri bence nomus et phusis dir.
şarkının sonuna doğru başlayan duvii duvaa duviii melodileri pek bi hoştur.
parsec parçası ile drum`n bass tadınıda veren güzide grup..
- henuz iki sene oncesine kadar tanimadigim, o zamana kadar nasil ne dinleyerek yasadigimi bana merak ettiren grup, hayatimin grubu.. dinleyip, olcusuzce hayran olup neyini o kadar sevdiginizi hicbir zaman anlamayacaginiz bir grup stereolab.
sound dust'da farkli seyler denemisler, ne kadar negatif elestiriler almis olsa da olaganustu bir album bu.. elestirilerin hedefi hep ayni; cok fazla turle deneyler yapmaktan birsey uzerine konsantre olup tek parca bir album yaratamiyorlar.. ama stereolab bu zaten. onlara cok uyan, sevmemesi imkansiz bir album bu.. suggestion diabolique, nothing to do with me, hallucinex.. sozleri dinleyin ve ne demek istedigini anlamamanin tadini cikarin bir kez daha..
- mary hansen'ın ölümüyle eksildiler, ne yapacaklar bilmiyoruz.
- (bkz: space age batchelor pad music)
(bkz: peng)
(bkz: switched on stereolab)
(bkz: transient random noise bursts with announcements)
(bkz: mars audiac quintet)
(bkz: music for the amorphous body study center)
(bkz: refried ectoplasm)
(bkz: emperor tomato ketchup)
(bkz: dots and loops)
(bkz: aluminum tunes)
(bkz: cobra and phases group)play voltage in the milky night
(bkz: the first of the microbe hunters)
(bkz: sound dust)
- eski dostların tavsiyelerine uymayıp, akılsızlık edip, kulaklarım pek hoş karşılamadığından** bir iki dinleyişte kenara atmıştım.
günahımdan dönüyorum.
(bkz: c est le plus beau paysage du monde)
- (bkz: miss modular)
- (bkz: stereolab siker)
- (bkz: abc music)
- yeni albümleri margerine eclipse ingiltere'de 2 şubatta piyasaya çıkacakmış. tahminen şimdiden slsk'ya da düşmüştür (ama ben bakmadım henüz). bu albüm geçen yıl (2002'de yani, ama "iki yıl önce" demeye henüz dilim varmıyor) bir bisiklet kazasında ölen mary hansen'siz kadroyla yaptıkları ilk albüm bu arada.
grup ayrıca albümün yayınlanmasını takiben bir ingiltere ve avrupa turnesine çıkıyor martta. mesela 3 martta londra, islington academy'de, belki yakın oturan birileri vardır gider bize anlatırlar*. 27 marttan itibaren de abd'de gezmeye başlayacaklarmış.
- (bkz: lo boob oscillator)
- < bkz: http://www.stereolab.co.uk >
- high fidelity'de john cusack ve joan cusack'in tanıştıkları sahnede çalan da budur... hatta olaylar şöyle gelişir:
portakal: aa? stereolab değil mi bu?
joan cusack: pardon bu stereolab değil mi?
portakal: evet evet stereolab işte
john cusack: evet ta kendisi
- manic street preachers'in tsunami'sini de hoş bi şekilde dürtmüşler... "sunami sunami" diye dolaşiyorsunuz dinledikten bir süre sonra...
- yaa dur bi son albümlerini dinleyeyim nasılmış derken... sözlükten gitaristleri mary hansen adlı kısa saçlı sarışın tatlı bayanın 2 sene önce ...muhtemelen burda babylondaki konserden kısa bir süre sonra hayatını kaybettiğini öğrendiğim grup....
2 kişi gitmiştik konsere...ikimizin de hafizasında gruptan bir tek onun yüzü kalmış...(yüzlerini bilmeden müziklerini dinlemek) çok değişik bir havası vardı.
yıllar yıllar önceki david byrne açık hava konserinden sonra yegane zevk aldığım konser olmuştu.albümlerinden daha sert ve punkımsı bir havada çalmışlardı.
bizim dibimiz düşerken ne bu be gibi bakan çoğunluğa sinir olmuştuk ki bunların arasında tanıdıklarımız da vardı...
arkadaşını konserde tanı...
her konserde görünüp elinde içkiyle arkalarda derinlemesine sohpetlere giren,arada kaşlarını kaldırıp sahneyi süzen tipler...
gittik mi gittik bilmemmmne konserine...orda mıydık ordayyydık gibiiiilerinden.
- 90larda pop müziğin başına gelmiş en hayırlı şeydir. kaç grup onların artıklarından faydalandı, say say bitmez. gerçi kötü de olmadı elbet...
- (bkz: fiery yellow)
Not :Yukarıdaki bilgiler ekşi sözlük yazarları tarafından yazılmış olan bilgilerdir doğruluğu konusunda garanti verilmez.